" alevi " Kategorisi

  • Medeniyet Kurucu Bir Felsefe: Ahilik ve Fütüvvet

    Medeniyet Kurucu Bir Felsefe: Ahilik ve Fütüvvet

    Ahi kelimesinin etimolojisinin ne olduğu hususunda muhtelif görüşler ve deliller sunulmuştur. Bazı araştırmacılar Arapça “kardeşim” manasına gelen “ahi”den geldiği hususu üzerinde dururken; bazı araştırmacılar ise Kaşgarlı Mahmut’un “Divan-ı Lügati’t-Türk” adlı eserinde geçen, “eli açık, cömert ve yiğit” gibi anlamlara gelen Türkçe “akı” kelimesinden geldiği görüşünü dile getirmiştir. Ahi kelimesinin tarihî süreç içerisinde aldığı mana, oluşturduğu kavram ve ruhu göz önünde bulundurulunca bu iki kelimenin birbirinden hiçbir farkı olmadığı aşikârdır.


  • Cem’in mitolojik kökeni

    Cem’in mitolojik kökeni

    Alevilere göre Cem’in kökeni Hz. Muhammed’in miraç dönüşü katıldığı varsayılan ‘Kırklar Meclisi’ne dayanır. Bu mitin izleri Ahmet Yesevi’ye kadar gider. Bu mit Yunus Emre ve Kaygusuz Abdal tarafından olay örgüsü oturmuş, açık bir anlatıma kavuşturulmuştur.




  • Bir Krizin Anatomisi: İran

    Bir Krizin Anatomisi: İran

    İran da son bir haftadır benzerine daha önce Ortadoğu’da “Arap Baharı”, Türkiye’de ise “Gezi Parkı” olarak rastladığımız ülke içi ve dışı siyasi, sosyal ve ekonomik boyutları olan kitleler eylemler ile çalkalanmaktadır. Özellikle son iki gündür kanlı bir şekle de bürünen bu eylemler İran’ın devlet geleneği ve siyasi hayatı açısından büyük bir tehlike oluşturmaktadır.


  • Pir Sultan Abdal’ın Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Pir Sultan Abdal’ın Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Alevî – Bektaşî geleneğinin yedi büyük şâirinden biri kabûl edilen Pir Sultan Abdal, “Mağrıptan çıkar görünü görünü / Kimse bilmez evliyanın sırrını / Koca Haydar şâh-ı cihân torunu / Ali nesli güzel imam geliyor” dörtlüğünden anlaşıldığı gibi, Şeyh Haydar’ın torunu ve Şah İsmâil’in oğlu olan Şah Tahmasb’ın zamânında yaşamıştır. Sivas’ın Banaz köyünde doğan ve “İsmim Koca Haydar aslım Yemen’de” mısrâından aslen Yemenli ve isminin Haydar olduğunu anladığımız Pîr Sultan’ın Hz. Peygamber soyundan gelen bir seyyid olduğu da hemen her din ulusunda gördüğümüz gibi söylenegelmiştir.


  • Türkiye mozaik midir?

    Türkiye mozaik midir?

    Etnik ayrılıkçı çevrelerin ve devşirme aydınların dillerinden düşürmediği bir söylem vardır: Bu söylem; Türkiye’nin etnik bir mozaik olduğu yönündedir. Öncelikle uluslararası ölçülere göre ve etnik sosyoloji açısından bir ülkenin “mozaik“ olarak tanımlanabilmesi için gerekli ölçütü belirtelim. Bir ülkeye mozaik demek için, etnik nüfusun, toplam nüfus içerisindeki payı en az %35 olmalıdır. Hatta bir ülkedeki etnik nüfusun %35 ve daha fazla olması her zaman mozaik topluma işaret etmeyebilir. Etnik bir sorun yaşamayan, hâkim kültür etrafında gönüllü ve tarihsel bir birliğin oluştuğu toplumları nitelendirmede mozaik toplum kavramını kullanmak zordur.


  • Anadolu İslamı / Yunus Emre

    Anadolu İslamı / Yunus Emre

    13.yüzyılın son yarısı ile 14.yüzyılın ilk çeyreği içinde yaşamış olan Yunus Emre; Ahmet Yesevi mektebinin Anadolu’daki en önemli temsilcisidir. Kimilerine göre; Yunus Emre, İslam sûfîliğini geleneksel Türk kültür yapısına göre yeniden yorumlamış, klasik tasavvufla Türk Halk İslam’ının motiflerini birleştirmiştir. Kimilerine göre; Yunus Emre; İslami kültürden çok, İslam öncesi Anadolu’nun putperest kültüründen beslenen, Türkiye halklarının ortak kültürünün bir ürünüdür. Bu akımın Yunus Emre’si, insanca bir sevgi ve coşku adamıdır. O bir Anadolu köylüsüdür. Bu topraklarda yaşamış bütün insanların sözcüsüdür. Bütün dindarlığına rağmen hiçbir dinin adamı değildir. Tersine bütün dinlerin ötesinde; kitapsız, tapınmasız, törensiz bir inancın adamıdır. Bu inancın tek kuralı sevgidir


  • Kaygusuz Abdal’ın Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Kaygusuz Abdal’ın Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Türkler arasında, bilhassa Azerbaycan ve Doğu Anadolu Türkleri’nde bir şahıs adı olarak da yaygın kullanılan abdal kelimesi daha çok Anadolu ve Rumeli’de başıboş dolaşan derviş zümrelerini veya bilhassa Kalenderî dervişlerini içermektedir. Bir tasavvuf terimi olarak 9. asırdan bu yana bilinen, 13. asırdan îtibâren İranlı ve Türk şâirlerin eserlerinde geçen bu kelime Fuad Köprülü’ye göre daha ziyâde ricâl-i gayb nazariyesiyle ilgili gibidir. Üçler, yediler, kırklar, kutup ve abdallar gibi adlarla anılan ve Allah tarafından dünyanın düzenini korumak üzere seçilen bu görünmeyen uluların, evliya ve sûfî zümrelerinin hayatları hakkındaki bilgiler de menkıbevi bir nitelik arz eder. Bu zümrelerin Türkiye Selçuklularının yıkılış döneminde, 1240’taki Babâîlik isyânıyla siyâsî ve toplumsal bir hercümerce sebep oldukları, burada dağılan bazı unsurlarının da bilhassa Osmanlı’nın kuruluşunda faal bir rol oynadıkları ve özellikle Bektâşîliğin bir tarîkat olarak teessüsünden îtibâren bu zümrenin içinde eridikleri düşünülmektedir. Bu bâtınî meşrepli hareketlerin 14 – 15. asırdaki temsilcilerinden birisi de pîri Abdal Musa’yla birlikte Bektâşîliliğin ulularından biri hâline dönüşmüş olan Kaygusuz Abdal’dır. Dr. Rıza Nur’un Ahmed Sırrı Baba’dannaklettiğine göre Kaygusuz’un pîri Abdal Musa ve Hacı Bektaş, amca çocuklarıdır.


  • İslam’ın Değişkenleri ve Sabiteleri!

    İslam’ın Değişkenleri ve Sabiteleri!

    Bu çalışmamızda, İslam’ın bir devrim yapmadığı, bir islahat yaptığını, Vahyin nazil olduğu toplumun örfî hukukunu esas aldığını, şeriatını büyük ölçüde Cahiliye şeriatından aldığını göstermeye çalışacağız. Çalışmamızda  “Cahiliye’nin ibadetleri / inançlarını ve şeriatı/hukuku” bölümünde büyük ölçüde Mehmet Azimli’nin Cahiliye’yi Farklı Okumak adlı eserinden yararlandık! Son kısmını da biz ilave ettik. Bazı şeyleri farketmeniz için uç örnekleri verdik. Haliyle meseleye bir de bu pencereden bakmanızı istedik.


  • Türk Müslümanlığı ve Türk Dinî Tarihçesi

    Türk Müslümanlığı ve Türk Dinî Tarihçesi

    Türk Müslümanlığı olgusunu ele almadan önce ilk olarak ifâde etmemiz gereken husus bu kavramın sosyolojik bir kavram olduğudur. İslamiyet’in farklı bir formu olarak asla ve asla algılanmamalıdır. Çünkü esas itibarı ile Müslümanlık/İslamlık her şeyi ile tamam olmuş, sabit bir inanışı ifade etmektir. Bu inanışın temel hususları yâni Kur’an kelamı ile sabit ve nettir. Türk Müslümanlığı, Arap Müslümanlığı gibi tanım ve kavramsallaştırmalar yukarıda da ifâde ettiğimiz gibi sosyolojik bir tespittir. Bu tespit birey ve toplumların psikolojileri ve karakterlerinin sosyal, ekonomik ve siyasi olmak üzere belirli şartlar sonucunda oluşturdukları inanç şekillerini tanımlamak için kullanılmaktadır.


  • Kolonizatör Türk Dervişleri

    Kolonizatör Türk Dervişleri

    “Kolanizatör Türk Dervişleri” tâbiri merhum tarihçi üstad Ömer Lütfi Barkan’ın meşhur “Kolanizatör Türk Dervişleri ve Zâviyeler” adlı eseri ile tarih ve sosyoloji literatürüne kazandırılmış bir ifâdedir. Müessese ve Medeniyet ile Osmanlı İktisâdı üzerine ihtisas sahibi olan merhum üstad, kaleme aldığı bu eseri ile bir ufuk açmış ve toplum yâni insan, din ve kültür merkezli sosyal tarih çalışmalarına önemli bir bakış açısı kazandırmıştır. Kolanizatör Dervişler tanımı, özellikle Anadolu ve Balkanlar Türk – İslam tarihinin önemli bir dönemini ve bu dönemde gerçekleştirilen Türkleşme ve İslamlaşma faaliyetlerini tam manası ile açıklayan ve ifade eden bir tanım olmuştur.


  • Türk’ü Yakmak Mı, Türkü Yakmak Mı?

    Türk’ü Yakmak Mı, Türkü Yakmak Mı?

    Yakın tarihimizde, Muzaffer Sarısözen, M. Ferruh Arsunar, İbrahim Arslanoğlu, Ali Ekber Çiçek, Murat Çobanoğlu ve bunlar gibi onlarcası, bu türküleri bir araya getirdi, topladı ve yok olmaktan kurtardılar. Kimisi ise, yenilerini yazdı, zenginliğimizi arttırdı. Bugün bu türkülerin, bizleri aynı duyguya, aynı ruh iklimine götürdüğünü anlıyorsak, milletimizin harcında türkülerin rolünü de anlıyoruz demektir. Bunun için kıyıda köşede kalanlar da dâhil, yurt genelinde bütün türkülerimiz konunun uzmanlarınca toplanmalı, kayıt altına alınmalı ve değerli ses sanatçılarının marifetiyle milletin ruhuna geri verilmelidir. Türk, duygu birliğini kaybedip ateşlerde yanmadan, türkü yakmaya devam etmelidir. Türk’ü yakmak mı, türkü yakmak mı?


  • Yunus Emre’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Yunus Emre’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Hayatı efsânelerle karışan mutasavvıf Türk şâiri. 13. asrın türlü siyâsî çalkantılar ve dinî düşüncelerle, çöküş ve yeni doğuşların sancısıyla şekillendiği dağdağalı dünyâsında doğmuş ve yaşamıştır. Selçuklu otoritesinin zayıfladığı, Moğol baskısının ağırlaştığı, halkın ümitsizlik içinde kıvrandığı Anadolu coğrafyası hayır ve şerrin izâfiyetini, her şeyin Allah’ın takdiri olduğunu telkin eden sûfilerin fikirlerini yaymaları için de müsait bir zemîn hâline gelmişti. Kalenderîler, Babâîler, Haydârîler gibi türlü tasavvuf zümreleri ve Kazerûniyye, Ahmedîyye, Mevlevîlik gibi tarîkat topluluklarının veya onların ilk nüvelerinin bu çağda etkili ve yaygın olmaları bahsedilen içtimâî huzursuzlukların sonucu olarak görülebilir.


  • Hacı Bektaş-ı Veli’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Hacı Bektaş-ı Veli’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    13. asır Anadolusu’nun büyük sûfî Türkmen şeyhi. Meşhûr Osmanlı târihçisi ve aynı zamanda Baba İlyâs’ın torunlarından Âşıkpaşaoğlu’na göre kardeşi Mintaş ile Horasan’dan gelen Hacı Bektaş, 1240’ta (II.) Gıyâseddin Keyhüsrev’in kötü idâresi dolayısıyla bozulan sosyal düzene bir tepki olarak doğan Baba İlyâs-ı Horasânî’nin önderliğindeki ve fiilî olarak Baba İshak tarafından başlatılan, Vefâî, Yesevî, Kalenderî, Haydârî ekollerine mensup Türkmenlerin katıldığı Babâî ayaklanmasında yer almıştır. Baba İlyâs’ın hayâtını anlatan mevsûk kaynak Menâkıbû’l-kudsiyye’ye (Yazılışı: 1358 – 1359) göre Hacı Bektaş bu âsî dervişin halîfelerinden birisidir.


  • Ekrem Pamukçu ve Kerkük Davamız

    Ekrem Pamukçu ve Kerkük Davamız

    Kerkük’te Cumhurbaşkanımızın tabiriyle fiili işgal hareketi olduğu, IKBY çatısı altında Kerkük’ün Türk Dünyasından koparılma çabası söz konusu olduğu günlerdeyiz. Barzani yönetimin bayrağı olmaması gereken her yerde! dalgalanarak meşruiyet ve nüfuz zeminini arttırmakta. Buna karşı Türkiye’den ve bu cümleden Irak Türkmen toplumunda itirazlar yükseliyor. Bu yazıda, rahmetli hocam, Kerkük ve Irak Türkmenleri uğruna bölgede zehirlenerek yakalandığı hastalıktan kurtulamayan Prof. Dr. Ekrem Pamukçu’yu anmak sadedinde onun kaleminden, Kerkük Tarihi başlıklı yazısından bir bölümü ve konuyu dikkatlere sunmak istiyorum.


  • Ahmed Yesevi’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Ahmed Yesevi’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Şeyh Hazinî tarafından telif edilerek Sultan (III.) Murad’a sunulan bir Yesevî Menâkıbnâmesi olan Cevâhiru’l Ebrâr’da “Türklerin pîri”, “Türklerin sultânı”, “kutubların kutbu”, “din sultânı”, “takva eri” olarak anılan ve daha yaygın olarak “Pîr-i Türkistan” adıyla mâruf büyük Türk mutasavvıfı.