" tarih " Kategorisi


  • İbrahim Müteferrika Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    İbrahim Müteferrika Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    1942’den beri Galata Mevlevîhânesi hazîresinde medfun olan ve yaşadığı devirde Basmacı lakabıyla tanınıp Tercüman İbrâhim Efendi olarak anılmış ve târihlerimizde yaygın olan unvânı, dergâh-ı âlî müte-ferrikalığı vazifesinden gelen, Türk matbaasının kurucusu. Günümüzde Romanya’nın Cluj şehri olan, Erdel’in Koloszvar şehrinde dünyaya geldi. Macaris-tan’da matbaacılık alanında çalışmalarıyla bilinen teslîs karşıtı Unitarius mezhebine mensup bir ilâhi-yat öğrencisi iken Katolik Avusturyalıların baskısı karşısında bir hâmi olarak görülen Türklerin dinine diğer Unitarianlarla topluca geçmiş ve Avusturya karşıtı Tökeli İmre’nin isyânı sırasında Türk ordusu-na sığınmış olması ihtimâli yüksektir.


  • Naima Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    Naima Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    İlk resmî Osmanlı vak’anüvisi ve târihçi Mustafa Naîm, Halep’te doğmuştur ve burada mukîm bir ye-niçeri âilesine mensuptur. Şöhret bulduğu Naîmâ mahlasını, devlet hizmetine girdikten sonra dîvân kâtipliği sırasında almıştır. Halep’te ilk eğitimini alıp İstanbul’a geldikten sonra girdiği memuriyet, Saray-ı Atîk baltacılığıdır. Bir taraftan Beyazıd Camii’nde derslere devam etmiş, 1686’da ise Dîvân-ı Hümâyun kâtipleri arasına girmiştir. Muhtemelen 1702’den önce kendisine vak’anüvislik görevi verilmiştir.


  • Nabi Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    Nabi Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    Türk edebiyâtının, 17. asırda yaşamış, asıl adı Yusuf olan ve eserlerinden, ilim yolunun sâliki ünlü bir âile-ye mensup olduğunu öğrendiğimiz Urfa doğumlu büyük şâiri. (IV.) Mehmed’in saltanat döneminde (1648 – 1687) İstanbul’a gelmiş ve Musâhib Bozoklu Mustafa Paşa’nın himâyesiyle dîvân kâtibi olmuş-tur. 1678-79’da hacca giden Nâbî, yolculuğunu Tuhfetü’l Haremeyn adlı eserinde mensur olarak anlatmıştır. Ayrıca Türkçe Dîvân’ının hâricinde, eser-leri arasında, Lehistan’daki Kamaniçe kale şehrinin 1672’deki fethine dâir yazdığı


  • MÜNECCİMBAŞI AHMED DEDE Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    MÜNECCİMBAŞI AHMED DEDE Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    Âilesi Konya Ereğlili olmakla birlikte, muhâcir olarak Rumeli’ye gelmişler ve Ahmed Dede bu vesileyle Selanik’te doğmuştur. İlme düşkünlüğü dolayısıyla burada Mevlevî tarîkatine girip hem tarîkat âdâbını öğrenmiş hem Selanik müftüsünden tefsir ve fıkıh dersleri almıştır. 1654’te İstanbul’a gelip burada da Galata ve Kasımpaşa mevlevihânelerinde eğitim al-mış, 1668’de ise saraya müneccimbaşı ve ondan birkaç sene sonra da pâdişâha musâhib olmuştur.


  • Itri Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    Itri Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    Yahya Kemal’in, “Büyük Itrî’ye eskiler derler, /Bizim öz mûsıkîmizin pîri; /O kadar halkı sevkedip yer yer, /O şafak vaktinin cihangîri, /Nice bayramların sabâh erken, /Göğü, top sesleriyle gürlerken, /Söylemiş sal-tanatlı Tekbîr’i” mısrâlarıyla başlayan ve onun Türk mûsıkîsindeki yerini tüm metinlerden güzel ve özlü bir dille terennüm eden şiirinde ifâde ettiği gibi “öz mûskıkîmizin pîri” olan Itrî, sâdece bir hânende ve bestekâr bir mûskıkîşinas


  • VANİ MEHMED EFENDİ Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    VANİ MEHMED EFENDİ Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    Van’ın Hoşap kasabasında dünyaya gelmiş olan ve buna nisbetle Vanî veya Hoşâbî olarak anılan tefsir âlimi, vâiz. Osmanlı fikir ve kültür târihinin yetiştir-diği ve 17. asırda Türk milliyetçiliği bayrağını dalga-landıran büyük şahsiyet. İlk eğitimini Van’da almış, Tebriz, Gence ve Karabağ’da tahsilini sürdürdükten sonra Erzurum’a geçmiştir. 1659 Eylülünde Erzurum Beylerbeyi olarak şehre gelen Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa’nın beğenisini kazanmış, onun sadrâzam olmasıyla birlikte İstanbul’a dâvet edilerek (IV.) Mehmed’in çevresine dâhil olmuştur.


  • Evliya Çelebi Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    Evliya Çelebi Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    Kendisini “seyyâh-ı âlem ve nedîm-i benî-âdem” olarak tanımlayan, millî kültürümüzün en anıtsal eseri olan büyük boyda on ciltlik ve yaklaşık dört bin say-falık seyâhatnâmesiyle sâdece Türk edebiyâtında değil dünyâ seyâhatnâme literatüründe de haklı bir şöhreti bulunan Evliya Çelebi’nin ne yazık ki gerçek adını bilemiyoruz. Ataları Kütahya’daki Zereğen mahallesinde ikâmet edip, fetihten sonra İstanbul’a yerleşmişlerdir.


  • Katip Çelebi’nin Haytı, Eserleri ve Şahsiyeti

    Katip Çelebi’nin Haytı, Eserleri ve Şahsiyeti

    17. asır Osmanlı ilim dünyâsının, çeşitli alanlarda pek çok eser vermiş ansiklopedist bibliyografı. Orhan Şâik Gökyay, ulemâ arasında Kâtip Çelebi, Dîvân-ı Hümâyûn üyeleri arasında Hacı Halîfe adıyla tanın-dığını söyler. Batılı oryantalistler de genellikle Hacı Halîfe adıyla kendisinden bahsetmişlerdir. Kâtip Çelebi 14 yaşında Dîvân-ı Hümâyûn kalemlerinden Anadolu Muhasebeciliği Kalemi’ne girerek hesap kâidelerini, erkam ve siyâkat yazısını öğrendi.



  • KAYIKÇI KUL MUSTAFA’nın Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    KAYIKÇI KUL MUSTAFA’nın Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    Evliya Çelebi’nin Seyâhatnâme’sinde çöğür şâiri olarak zikredilen ve bilhassa (IV.) Murad’ın Bağdat seferi esnâsında şehîd olan Genç Osman adlı bir as-kerin kahramanlığını destanlaştırdığı veya zâten vârolan bir Genç Osman menkıbesini işleyip popüler-leştirdiği Genç Osman Destânı ile şöhret bulan, şiir-leri Yeniçeri ortaları , asker zümreleri ve halk ara-sında; serhat boyları ve levent kahvehâneleri ile bo-zahânelerde dilden dile dolaşan, Türk saz şiirinin önde gelen temsilcisi, ordu şâiri.



  • Gök medeniyeti Göbeklitepe

    Gök medeniyeti Göbeklitepe

    Göbeklitepe kazılarından, insanların bundan 12 bin yıl önce gök hesapları yaptıklarını ve bunları simgelere indirgeyerek üç boyutlu metinler/mekanlar oluşturduklarını anlıyoruz. Bunları Göbeklitepe insanları mı oluşturdu yoksa daha eski başka insanlardan mı ödünç aldılar? Bu simgeselleştirmenin başlangıcını ne kadar eskiye götürülebiliriz? Bunlar heyecan verici sorular.


  • Umut Güner kimdir?

    Umut Güner kimdir?

    İstanbul/Tuzla da doğdu, aslen Drama mübadili bir ailenin çocuğudur. İlk, orta ve lise eğitimini doğup büyüdüğü Tuzla’da tamamlamıştır. Üniversite tahsilini ise Balıkesir Üniversitesi Tarih bölümü, ardından Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü ve 29 Mayıs Üniversitesi Felsefe yüksek lisans.


  • Tarih Malazgirt ile başlar

    Tarih Malazgirt ile başlar

    Malazgirt 1071, alelade bir tarih yerine konulamaz, milat gibi görülmesinin arka planında Türkiye’nin nomosunu oluşturan temeller, yani İslam-Türk-ehli sünnet-gaza omurgası vardır. Malazgirt Savaşı üzerine Türk düşüncesinin ciddi biçimde eğildiğini söylemek çok zor. Meseleyi sadece bir muharebeye teşmil etmekten ziyade Türkiye’de düşüncenin, siyasal alanın, iktisadi arayışların, ideolojilerin yönlerini belirlemede mikyas kabul etmek gerekir.


  • Tarih ve toplum filozofuna saygıyla

    Tarih ve toplum filozofuna saygıyla

    İbn Haldun’u Platon, Aristoteles ve Galen ile başlayan, Farabi, İbn Sina ve İbn Rüşd ile devam eden ve sonrasında Montesquieu, Hume, Adam Smith ve Durkheim ile yenilenen entelektüel geleneğin bir mensubu addeden Stephen Frederi Dale, ‘İbn Haldun ve İnsan Bilimi’ adıyla Türkçeleştirilmiş kitabında onu ve şaheseri ‘Mukaddime’yi anlamaya dönük bir çaba sarfediyor.


  • Erdoğan ve Armageddon

    Erdoğan ve Armageddon

    GÜLEN’in iade edilmesini talep eden Christian Post yazısı nedeniyle o âleme mecburen konsantre olmak zorunda kaldığımdan, sosyal ve siyasi açıdan fokur fokur Türkiye aleyhtarlığının kaynadığı o dünyada ne kadar saçma ve korkunç söylemler bulunduğunu da gördüm.


  • Hristiyan Avrupa tarih olacak

    Hristiyan Avrupa tarih olacak

    Dini eğilimler konusundaki son 20 yıldaki araştırmalar, dünyada Hristiyanların oranının azaldığını, ateistlerin ve Müslümanların oranının ise arttığını gösteriyor. Geçen hafta açıklanan, 19- 29 yaşları arasındaki bireylerin katıldığı araştırmanın sonuçları ise yüz yıl içinde Hristiyanlığın Avrupa’nın temel normlarından biri olmaktan çıkacağını gösteriyor. Aynı araştırmaya göre İngiltere’deki Müslüman genç nüfusun oranı, kendisini yerleşik kilisenin mensubu olarak tanımlayan genç nüfusun oranına neredeyse eşit.


  • Kemalpaşaoğlu’nun Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Kemalpaşaoğlu’nun Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Dedesi olan Fâtih çağı bey ve bilgini Tokatlı Kemâl Paşa dolayısıyla Kemâlpaşazâde, Kemalpaşaoğlu veya İbn Kemâl olarak anılan büyük Osmanlı şeyhülislâmı, âlim, târihçi ve şâir. Amasya sanca-ğında şehzâde Bâyezid’in nişancı ve lalası olan babası Süleyman Bey, bu sancağın askerleriyle İstanbul’un fethinde bulunmuş tımarlı bir sancak beyidir. Bu âileden geldiği için kariyerinin başında kendisi de asker olan Kemâlpaşaoğlu hicrî 897’de (1491-92) Filibe’deki bir toplantıda müftü Molla Lûtfî’nin protokolde meşhur akıncı kumandanlarının üstünde yer aldığını görünce kalemin kılıçtan daha fazla îtibârı olduğuna kanaat getirip, askeriye sınıfından ayrılarak ilmiye sınıfına geçmiştir. Klâsik öğreniminden sonra Edirne’de, Üsküp’te, İstanbul’daki Sahn-ı Semân Medreseleri’nde müderrislik yapan âlimin asıl şöhreti, büyük asker-pâdişah Yavuz Sultan Selim’in İran üzerine yürürken istediği fetvâları hazırlamasıyla gelmiştir. Bundan sonra Edirne kadılığı ve Anadolu kazaskerliği görevlerini ssırasıyla yürüten Kemâlpaşaoğlu, Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferinde de bulunmuştur.


  • Piri Reis’in Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Piri Reis’in Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    İlk Paşa sancağının merkezi ve Osmanlı denizciliğinde kaptan paşaların tahtı olarak bilinen Gelibolu’da doğan ve buraya Lârende’den göç eden bir âileden gelen Pîrî Reis, eseri Kitâb-ı Bahriye’de de belirttiği gibi (“Birâderzâde-i merhûm Reîs Gâzî Kemal Pîrî Reis bin el-Hac Mehemmed”), bir başka Türk denizcisi olan Kemal Reis’in kardeşi Hacı Mehmed’in oğludur. 1481’den îtibâren yanına yeğenini de alarak Akdeniz’de korsanlık yapan Kemal Reis’le sergüzeştlerine, kaleme aldığı meşhûr Kitâb-ı Bahriye’de, “Birlikte Akdeniz’i gezerek nice din düşmanının bağrını ezdiklerini ve Sultan Bâyezid’in (II) emriyle devlet hizmetine girdiklerini” söylemek sûretiyle değinmiştir.