" Selçuklu " Kategorisi

  • Made in Türkiye

    Made in Türkiye

    Türk tipi başkanlığı içeren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, teşkilat modellemesi ile yine Türkiye’ye özgü bir yönetim getiriyor. Cumhurbaşkanlığı ve AK Parti, dünyadaki örneklerin de incelenerek ortaya koyulan yönetim sistemiyle Türkiye’ye özgü bir yapı ortaya koyuyor.


  • Kemalpaşaoğlu’nun Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Kemalpaşaoğlu’nun Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Dedesi olan Fâtih çağı bey ve bilgini Tokatlı Kemâl Paşa dolayısıyla Kemâlpaşazâde, Kemalpaşaoğlu veya İbn Kemâl olarak anılan büyük Osmanlı şeyhülislâmı, âlim, târihçi ve şâir. Amasya sanca-ğında şehzâde Bâyezid’in nişancı ve lalası olan babası Süleyman Bey, bu sancağın askerleriyle İstanbul’un fethinde bulunmuş tımarlı bir sancak beyidir. Bu âileden geldiği için kariyerinin başında kendisi de asker olan Kemâlpaşaoğlu hicrî 897’de (1491-92) Filibe’deki bir toplantıda müftü Molla Lûtfî’nin protokolde meşhur akıncı kumandanlarının üstünde yer aldığını görünce kalemin kılıçtan daha fazla îtibârı olduğuna kanaat getirip, askeriye sınıfından ayrılarak ilmiye sınıfına geçmiştir. Klâsik öğreniminden sonra Edirne’de, Üsküp’te, İstanbul’daki Sahn-ı Semân Medreseleri’nde müderrislik yapan âlimin asıl şöhreti, büyük asker-pâdişah Yavuz Sultan Selim’in İran üzerine yürürken istediği fetvâları hazırlamasıyla gelmiştir. Bundan sonra Edirne kadılığı ve Anadolu kazaskerliği görevlerini ssırasıyla yürüten Kemâlpaşaoğlu, Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferinde de bulunmuştur.


  • Piri Reis’in Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Piri Reis’in Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    İlk Paşa sancağının merkezi ve Osmanlı denizciliğinde kaptan paşaların tahtı olarak bilinen Gelibolu’da doğan ve buraya Lârende’den göç eden bir âileden gelen Pîrî Reis, eseri Kitâb-ı Bahriye’de de belirttiği gibi (“Birâderzâde-i merhûm Reîs Gâzî Kemal Pîrî Reis bin el-Hac Mehemmed”), bir başka Türk denizcisi olan Kemal Reis’in kardeşi Hacı Mehmed’in oğludur. 1481’den îtibâren yanına yeğenini de alarak Akdeniz’de korsanlık yapan Kemal Reis’le sergüzeştlerine, kaleme aldığı meşhûr Kitâb-ı Bahriye’de, “Birlikte Akdeniz’i gezerek nice din düşmanının bağrını ezdiklerini ve Sultan Bâyezid’in (II) emriyle devlet hizmetine girdiklerini” söylemek sûretiyle değinmiştir.


  • Fuzuli’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Fuzuli’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Kerbelâ doğumlu büyük Türk şâiri. Âşık Paşa Bağdatlı olduğunu söylerken bütün vilâyeti kastetmiş olmalı ki ilâveten “Ol cânibde olan şu’arânun üstâdıdur” demesinden istidlâlen bu anlaşılabilir. Akkoyunlu Türkmenlerinin mensup ol-duğu Bayat boyundandır. Farsça dîvânına yazdığı mukaddimede Türkçe şiirlerinden bahis açarak, Türk zariflerine Türkçe’nin güzel sözleriyle fayda vermenin kendisi için zor olmadığını; zîrâ bunun aslî selîkasına muvâfık düştüğünü belirtmesi ana dilini ortaya koyan güzel bir örnek teşkîl eder.


  • Mimar Sinan’ın Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Mimar Sinan’ın Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Vakfiyesinde ayn-ı âyân-ı mühendisîn , zeyn-i erkân-ı müessisîn , üstâd-ı esâtizeti’z-zemâni , reis-i cehâbizeti’d-devrân , Öklidi’l-asr ve’l-evân , mîmâr-ı sultânî , muallim-i hâkânî olarak vasfedilen Osmanlı – Türk mîmârîsinin büyük üstâdı, ser-mîmârân-ı hassâ Koca Sinan, Kayseri’nin Ağırnas köyünde bir Ortodoks Türk âilesinin çocuğu olarak dünyaya gelmiş, Sultan Selim devrinde devşirilerek Yeniçeri Ocağı’na alınmıştır.


  • Ebussuud Efendi’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Ebussuud Efendi’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Hoca çelebi, allâme-i küll, ikinci Ebû Hanîfe ve hocası Kemâlpaşaoğlu’nun el-muallimü’l-evvel unvanına nisbetle el-muallimü’s-sânî gibi unvanlarla anılan büyük Türk hukukçusu ve devlet adamı Ebûssuûd Efendi İstanbul yakınlarındaki Meteris köyünde doğmuştur. Âilesi İskilipli olan Ebûssuûd’un dedesinin babası, Uluğ Bey’in doğancıbaşısı olan Mehmed Kuşçu’dur ve onun oğulları, biri anne tarafından diğeri baba tarafından Ebûssuûd’un dedesi olan Mustafa İmâdî ve meşhur matematikçi – astronom Ali Kuşçu’dur. Mustafa İmâdî’nin oğlu Yavsı Muhiddin Mehmed, amcası Ali Kuşçu’nun kızı Sultan Hatun’la evlenmiş, bu evlilikten Ebûssuûd doğmuştur.


  • Tarihte Fütüvvet ve Ahilik Kitabı çıktı

    Tarihte Fütüvvet ve Ahilik Kitabı çıktı

    Genel yayın yönetmenimiz sn. Umut Güner’in yeni çıkan kitabı “Tarihte Fütüvvet ve Ahilik” adlı eseri ile ilgili Yeniçağ gazetesi tarafından bir tanıtım yazısı kaleme alınmıştır. Kitap ile ilgili detaylu bir tanıtım metni olan bu yazıyı siz değerli Milli Akıl takipçileri ile paylaşıyoruz.


  • Taşköprülüzade’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Taşköprülüzade’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Bursa doğumlu, aklî ve naklî ilimlerde uzman, ansiklopedist âlim. İlk derslerini, doğduğunda Ankara’da olan ve 12 -13 yaşlarındayken kendisini bu şehre getiren babasından almıştır. Amcasından Arapça dersleri alarak tahsilini sürdüren Taşköprü-lüzâde, 1525 – 1539 yılları arasında Dimetoka, İs-tanbul, Üsküp ve Edirne’de çeşitli medreselerde müderrislik yaptıktan sonra son olarak Sahn-ı Semân müderrisliğine getirilmiş, 1545’te Bursa kadılığına tâyin edilip yaklaşık 10 sene bu görevi deruhte ettikten sonra gözleri görmez hâle gelince bu vazifesini bırakarak kalan ömrünü ders vermek ve eser telif etmekle geçirmiştir.


  • Karacaoğlan’ın Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Karacaoğlan’ın Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Doğduğu yer, yaşadığı dönem, şiirleri ve öldüğü yer konusunda pek çok ihtilâf olan şöhretli Türk halk şâiri. Araştırmacılar genellikle şiirlerine 17. asır cönklerinde rastlandığı için bu asırda yaşamış olabileceğini öne sürmüşlerdir; fakat cönklere şiir kaydedilmesi geleneğinin daha önceki asırlarda pek bulunmaması ve bahsedilen asırda yaygınlık kazanması bu geniş tarihlemenin bir alt terminus (sınır) kabûl edilemeyeceğini düşündürmektedir.


  • Pir Sultan Abdal’ın Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Pir Sultan Abdal’ın Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Alevî – Bektaşî geleneğinin yedi büyük şâirinden biri kabûl edilen Pir Sultan Abdal, “Mağrıptan çıkar görünü görünü / Kimse bilmez evliyanın sırrını / Koca Haydar şâh-ı cihân torunu / Ali nesli güzel imam geliyor” dörtlüğünden anlaşıldığı gibi, Şeyh Haydar’ın torunu ve Şah İsmâil’in oğlu olan Şah Tahmasb’ın zamânında yaşamıştır. Sivas’ın Banaz köyünde doğan ve “İsmim Koca Haydar aslım Yemen’de” mısrâından aslen Yemenli ve isminin Haydar olduğunu anladığımız Pîr Sultan’ın Hz. Peygamber soyundan gelen bir seyyid olduğu da hemen her din ulusunda gördüğümüz gibi söylenegelmiştir.


  • Necati Bey’in Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Necati Bey’in Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Dîvân edebiyâtının ilk özgün şâirlerinden biri olan ve Bey unvânı muhtemelen Manisa sancağına çıkarılan Şehzâde Mahmud’un nişancılığını deruhte ettiği için kendisine tevcih edilen Necâtî’nin asıl adı İsâ veya başka bir rivâyete göre Nuh’tur. Kaynaklar şöhretini Kastamonu’da kazandığı ve burada hat sanatı ile uğraştığı bilgisini aktarmışlardır. Şâir, Fâtih döneminde İstanbul’a gelmiş, sultâna sunduğu şiirlerle onun takdîrini kazanarak Dîvân kâtibi olmuştur. Bununla birlikte kendisini asıl ortaya koyduğu dönem, (II.) Bâyezid dönemidir. Sultânın kişisel himâyesini gören şâir, evvelâ Şehzâde Abdullah’ın mâiyetinde Konya’ya giderek onun Dîvân kâtibi olmuş, şehzâdenin 1483’te ölümü sonrasında İstanbul’a dönüp burada ricâl-i devlete kasideler yazarak 20 yıl geçirmiştir.


  • Sinan Paşa’nın Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Sinan Paşa’nın Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Türkçe nesrin önde gelen temsilcilerinden ve Fâtih devrinin en etkili âlimlerinden olan Sinan Paşa, muhtemelen Bursa’da doğmuştur. Dedesi, Sivrihisar kadısı Celâleddin Efendi, babası ise İstanbul’un ilk kadısı olan Hızır Bey’dir. Bâzı rivâyetlere nazaran Hızır Bey’in, Nasreddin Hoca’nın soyundan geldiği kabûl edilmesine rağmen M. Tulum’un da belirttiği gibi, “Nasreddin Hoca hakkındaki bilgilerimizin bu kabûle destek verecek yeterlikte olmadığını söylemeliyiz.” Sinan Paşa’nın annesi de ünlü âlim Molla Yegân’ın kızıdır. Babası Hızır Bey, Fatih Sultan Mehmed’in dâvetiyle İstanbul’a geldiğinde on üç on dört yaşlarında olan Sinâneddin Yusuf, bu târihten sonra devrin Molla Gürânî, Hocazâde, Molla Hüsrev gibi büyük şahsiyetlerinin ve Fatih’in İstanbul’u fethederek açtığı çığırın şehre çektiği başka pek çok İslâm âliminin ilmî halkası içerisinde yetişmiş, onlarla temas içinde olmuştur.


  • Hocazade’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Hocazade’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Bursa doğumlu olan ve tüccarların o dönemde “hoca” olarak çağrılması dolayısıyla tüccar babasına nisbetle Hocazâde adıyla ünlenen kelâm âlimi ve kazasker. Ayasuluk Çelebisi Mehmed’den usûl, meânî ve beyân dersleri alan, ardından Bursa Sultâniye Medresesi’nde ilim tahsilini sürdürüp hocası tarafından (II.) Murad’a takdim edildikten sonra sırasıyla kadı ve müderris olarak tâyin edilen Hocazâde Fâtih Mehmed’in âlimler heyeti içinde de yer almış, hatta Sultan tarafından özel hocası olarak tâyin edilerek kendisine sarf dersleri vermiştir.


  • Tarihte Fütüvvet ve Ahilik Siyasi, Dini, ve Sosyal Yönleriyle – Umut Güner

    Tarihte Fütüvvet ve Ahilik Siyasi, Dini, ve Sosyal Yönleriyle – Umut Güner

    Ahilik, bir Ortaçağ esnaf teşkilâtıydı. Batı’daki lonca teşkilâtının, Türkleştirilmiş ve İslamlaştırılmış bir modeliydi. Aslında, ekonomik bir müessese olarak kurulmuş olsa da, zamanla ekonomik olduğu kadar İslâmî ve insanî renkleri de olan bir müessese mahiyeti kazandı. Ona bu renkleri biz kattık. Nitekim, bu teşkilâtın bir diğer ismi olan “fütüvvet”; cömertlik, eliaçıklık, mertlik, delikanlılık mânâlarına geliyordu. Daha evvelki devirlerde Bizans’ta, Türk-İslâm dünyasında Selçuklularda bulunan bu müessese, Osmanlılarda devam etti. Ancak Batı Avrupa’da tamamen, çalışanların Feodal Bey lehine kontrol ve istismarını hedefleyen bu müessese, Selçuklular ve bilhassa da Osmanlılarda, çalışanların ve tüketicilerin korunmasını hedefliyordu. Dolayısıyla, iktisadî yönüyle bir esnaf teşkilâtı olan Ahilik, manevî yönüyle âdeta bir tarikat gibiydi. Kendisine ait ahlâkî, insanî ve dinî kaideleri vardı. Bu yönüyle de cemiyetin sadece ekonomik gelişimine değil, sosyal, kültürel, insanî ve manevî gelişimine de hizmet ediyordu. Umut Güner’in -Dinî, Siyasî ve Sosyal Yönleriyle- Tarihte Fütüvvet ve Ahilik adlı bu kitabı, Türkiye Selçukluları döneminde Anadolu’nun maddî-manevî yapılanmasını idrak etmeye katkı sağlayacak bir çalışmadır.


  • Türk Müslümanlığı ve Türk Dinî Tarihçesi

    Türk Müslümanlığı ve Türk Dinî Tarihçesi

    Türk Müslümanlığı olgusunu ele almadan önce ilk olarak ifâde etmemiz gereken husus bu kavramın sosyolojik bir kavram olduğudur. İslamiyet’in farklı bir formu olarak asla ve asla algılanmamalıdır. Çünkü esas itibarı ile Müslümanlık/İslamlık her şeyi ile tamam olmuş, sabit bir inanışı ifade etmektir. Bu inanışın temel hususları yâni Kur’an kelamı ile sabit ve nettir. Türk Müslümanlığı, Arap Müslümanlığı gibi tanım ve kavramsallaştırmalar yukarıda da ifâde ettiğimiz gibi sosyolojik bir tespittir. Bu tespit birey ve toplumların psikolojileri ve karakterlerinin sosyal, ekonomik ve siyasi olmak üzere belirli şartlar sonucunda oluşturdukları inanç şekillerini tanımlamak için kullanılmaktadır.


  • Akşemseddin’in Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Akşemseddin’in Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    İstanbul fâtihi “Büyük Türk” Sultan (II.) Mehmed’in hocası, feth-i mübînin mânevî mimârı mutasavvıf, tabib. Akşeyh olarak da bilinen Akşemseddin, soyu Hz. Ebûbekir’e çıkan Şehâbeddin Sühreverdî’nin torunlarından Şeyh Hamza’nın oğlu olarak Şam’da doğmuştur. Yedi yaşı civârında babasıyla Anadolu’ya gelerek Amasya’da dinî tahsil gördükten sonra Osmancık medresesinde müderris olmuş, hakkında anlatılan rivâyetlere göre kendisine bir mürşid aramak üzere 25 yaşlarında İran ve Mâverâünnehir’e bir yolculuk yapmış; fakat emeline ulaşamamıştır. Anadolu’ya dönünce Hacı Bayrâm-ı Velî’ye intisâb eden ve ondan hilâfet alan Akşeyh, daha sonra Beypazarı’na, İskilip’teki Evlek köyüne ve son olarak Göynük’e yerleşip Hacı Bayram’ın vefâtıyla irşad makamına geçmiştir.


  • Kolonizatör Türk Dervişleri

    Kolonizatör Türk Dervişleri

    “Kolanizatör Türk Dervişleri” tâbiri merhum tarihçi üstad Ömer Lütfi Barkan’ın meşhur “Kolanizatör Türk Dervişleri ve Zâviyeler” adlı eseri ile tarih ve sosyoloji literatürüne kazandırılmış bir ifâdedir. Müessese ve Medeniyet ile Osmanlı İktisâdı üzerine ihtisas sahibi olan merhum üstad, kaleme aldığı bu eseri ile bir ufuk açmış ve toplum yâni insan, din ve kültür merkezli sosyal tarih çalışmalarına önemli bir bakış açısı kazandırmıştır. Kolanizatör Dervişler tanımı, özellikle Anadolu ve Balkanlar Türk – İslam tarihinin önemli bir dönemini ve bu dönemde gerçekleştirilen Türkleşme ve İslamlaşma faaliyetlerini tam manası ile açıklayan ve ifade eden bir tanım olmuştur.


  • Abdülkadir Meragi’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Abdülkadir Meragi’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    İsmindeki nisbeden de anlaşılacağı gibi Azerbaycan’ın Meraga şehrinde doğan ve medeniyet târihimizde Itrî, Dede Efendi gibi isimlerle birlikte Türk mûsıkîsinin en önemli bestekârlarından kabûl edilen ünlü Türk mûsıkî nazariyatçısı. Bu genel tanımı yapmamıza rağmen, yaşadığı dönemde Arap, Fars ve Türk mûsıkîlerinin nazariyat noktasında ayrılmamış olduğunu ve Klâsik Türk Mûsıkîsi geleneğimizin o târihlere kadar indirilemeyeceğini söyleyenler de mevcuttur. Bu değerlendirmeler ilmî ölçütler içinde yapılmış olsalar da Merâgî’yi medeniyet târihimizde bir yere koymak, yine yaşadığı çağda bütünleşik İslâm medeniyetinin bir cüzü olan diğer unsurların hakkı olduğu kadar, kendisinin Türklüğü dolayısıyla, belki daha fazla olarak bizim hakkımızdır.


  • Süleyman Çelebi’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Süleyman Çelebi’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Kendi verdiği isimle Vesîletü’n-necât, halk arasında meşhur olan adıyla Mevlid’in yazarı olan Osmanlı müellifi, şâir. Çelebi olarak adlandırılmasından âlim ve ârif bir kişi olduğunu anladığımız Süleyman Çelebi Bursa’da doğmuştur. Bir Mevlid nüshasında yer alan kayıtta bu eserin şâir 60 yaşındayken yazıldığı bilgisi yer aldığından ve eserin bitiş târihinin de bilindiği hesaba katılarak (H. 812) doğum yılı kesinlik kazanmaktadır. Kendisi hakkında bir doktora tezi hazırlayan N. Pekolcay’a göre kaynaklarda Çelebi’nin, Orhan Gâzi’nin sevgisini kazanmış, aynı zamanda silâh arkadaşlarından olan ve yine aynı Osmanoğlu Beyi tarafından İznik’te adına bir medrese kurulan, Muhyiddin Arabî’nin Füsûsü’l-hikem’inin şârihi ve bir rivâyete nazaran Osman Gâzi’nin de kayınbirâderi bilinen Şeyh Mahmud’un torunu olduğu belirtilmiştir.


  • Molla Fenari’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Molla Fenari’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Adını Fenercilik sanatına nisbetle aldığı söylendiği gibi kimi kayıtlarda Horasan civârına kimi kaynaklarda da Yenişehir ile İnegöl taraflarına lokalize edilen yâhut Karaman veya Amasya köylerinden olduğu söylenen bir Fenâr’da doğmuş olması dolayısıyla bu lakabı alması daha muhtemeldir. Osmanlıların kuruluş ve Timur gâilesiyle bir iç harbe düçâr olduğu felâketli bir dönemde yaşayan Molla Fenârî Osmanlı geleneğine nazaran ilk Osmanlı şeyhülislâmı olarak kabûl edilmektedir. İznik’te ve Amasya’daki medreselerde dönemin ünlü isimlerinden dersler aldıktan sonra Kâhire’ye gitmiş, dönüşünde Çelebi Mehmed döneminde, kadı olarak tâyin edilmiştir. Daha sonra muhtelif defalar Mısır’a gidip gelmiş, bâzı kaynaklara göre bu dönüşlerde ticâretle uğraşmıştır. Onun tüm ulemâya mercî olarak şeyhülislâm tâyin edilmesinin (II.) Murad döneminde (1425) gerçekleştiği yazılmaktadır.