" osmanlı " Kategorisi

  • Made in Türkiye

    Made in Türkiye

    Türk tipi başkanlığı içeren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, teşkilat modellemesi ile yine Türkiye’ye özgü bir yönetim getiriyor. Cumhurbaşkanlığı ve AK Parti, dünyadaki örneklerin de incelenerek ortaya koyulan yönetim sistemiyle Türkiye’ye özgü bir yapı ortaya koyuyor.


  • Kılıçdaroğlu Osmanlı’dan ne ister?

    Kılıçdaroğlu Osmanlı’dan ne ister?

    Toplumda Osmanlı hassasiyetinin ne denli yaygın olduğunun bilincinde olan Kılıçdaroğlu’nun bile-isteye Osmanlı karşıtlığından oy devşirmeyi amaçlaması, üstelik 24 Haziran seçimlerinde İyi Parti ve Saadet Partisi ile ittifak yapacakken akla uzak düşüyor. Bu mantıksızlık, Kılıçdaroğlu’nun asıl amacının Türkiye’nin sosyal kapitaline kast etmek olduğu acı gerçeğini gözler önüne seriyor.


  • Yankee’ler ve Osmanlı

    Yankee’ler ve Osmanlı

    ABD tarihi geleneği itibariyle çizgisini hiç bozmadan Anadolu ve Ortadoğu üzerindeki siyasetini sürdürüyor. Yani hep aynı proje. Bağımsız ve güçlü bir İsrail Devleti ve onun etrafında sosyolojik temeli olmayan yapay-mikro devletçikler. Ama bu planı yaparken her defasında da aynı yerde tökezliyor, yani bölgedeki Türkleri hesaba katmıyor.


  • Osmanlı Dönemi Türk – Ermeni İlişkileri

    Osmanlı Dönemi Türk – Ermeni İlişkileri

    Günümüzde oldukça sıkıntılı bir noktada bulunan Türk ve Ermeni ilişkilerinin oldukça uzun bir geçmişi vardır. Henüz III. ve IV. yüzyıllar da Hunlar ve bazı Türk boylarının Ermenilerle ilişki içinde oldukları ve bu ilişkilerin Selçuklular döneminde yoğunlaşarak geliştiği söylenebilir. Selçuklular Anadolu’da yurt edinme faaliyetlerinin hiçbir döneminde Ermenileri Bizans’ın yaptığı gibi tehcire tabii tutmamış dini inanç ve faaliyetlerine hiçbir şekilde müdahale etmemişlerdir.Bu sebeple Ermeniler, Türkleri Bizans’a karşı bir kurtarıcı olarak karşılamışlar ve ilişkiler bu şekilde devam etmiştir.



  • Klasik Dönem Osmanlı Devleti’nde Din ve Devlet Anlayışı

    Klasik Dönem Osmanlı Devleti’nde Din ve Devlet Anlayışı

    Osmanlı Devleti’nde din ve devlet ilişkisi devletin konumu, gücü, idari yapısı ve aynı zamanda çevresinde gelişen olaylarla bağlantısı olarak bir gelişme ve değişme göstermemiş, ama özündeki temel esası Cumhuriyet Türkiyesi’ne kadar devam ettirmiştir. Ancak devlet merkezileştikçe kendini ve politikalarını halkına izah etmekte güçlük çekmiştir. Bir merkez ve çevre sorunu olarak “din ve devlet ilişkisi”de çeşitli aşamalardan ve safhalardan geçerek günümüze kadar ulaşmış ve hala güncelliğini kaybetmemiştir. Osmanlı Devleti’nde geleneksel Türk Devlet anlayışının etkisiyle, yani “MİLLETİ YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN”anlayışı dini hayatta da kendini göstermiş, din Osmanlı Devleti geleneğinde bir baskı aracı olarak kullanılmamıştır.


  • Kemalpaşaoğlu’nun Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Kemalpaşaoğlu’nun Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Dedesi olan Fâtih çağı bey ve bilgini Tokatlı Kemâl Paşa dolayısıyla Kemâlpaşazâde, Kemalpaşaoğlu veya İbn Kemâl olarak anılan büyük Osmanlı şeyhülislâmı, âlim, târihçi ve şâir. Amasya sanca-ğında şehzâde Bâyezid’in nişancı ve lalası olan babası Süleyman Bey, bu sancağın askerleriyle İstanbul’un fethinde bulunmuş tımarlı bir sancak beyidir. Bu âileden geldiği için kariyerinin başında kendisi de asker olan Kemâlpaşaoğlu hicrî 897’de (1491-92) Filibe’deki bir toplantıda müftü Molla Lûtfî’nin protokolde meşhur akıncı kumandanlarının üstünde yer aldığını görünce kalemin kılıçtan daha fazla îtibârı olduğuna kanaat getirip, askeriye sınıfından ayrılarak ilmiye sınıfına geçmiştir. Klâsik öğreniminden sonra Edirne’de, Üsküp’te, İstanbul’daki Sahn-ı Semân Medreseleri’nde müderrislik yapan âlimin asıl şöhreti, büyük asker-pâdişah Yavuz Sultan Selim’in İran üzerine yürürken istediği fetvâları hazırlamasıyla gelmiştir. Bundan sonra Edirne kadılığı ve Anadolu kazaskerliği görevlerini ssırasıyla yürüten Kemâlpaşaoğlu, Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferinde de bulunmuştur.


  • Piri Reis’in Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Piri Reis’in Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    İlk Paşa sancağının merkezi ve Osmanlı denizciliğinde kaptan paşaların tahtı olarak bilinen Gelibolu’da doğan ve buraya Lârende’den göç eden bir âileden gelen Pîrî Reis, eseri Kitâb-ı Bahriye’de de belirttiği gibi (“Birâderzâde-i merhûm Reîs Gâzî Kemal Pîrî Reis bin el-Hac Mehemmed”), bir başka Türk denizcisi olan Kemal Reis’in kardeşi Hacı Mehmed’in oğludur. 1481’den îtibâren yanına yeğenini de alarak Akdeniz’de korsanlık yapan Kemal Reis’le sergüzeştlerine, kaleme aldığı meşhûr Kitâb-ı Bahriye’de, “Birlikte Akdeniz’i gezerek nice din düşmanının bağrını ezdiklerini ve Sultan Bâyezid’in (II) emriyle devlet hizmetine girdiklerini” söylemek sûretiyle değinmiştir.


  • Fuzuli’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Fuzuli’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Kerbelâ doğumlu büyük Türk şâiri. Âşık Paşa Bağdatlı olduğunu söylerken bütün vilâyeti kastetmiş olmalı ki ilâveten “Ol cânibde olan şu’arânun üstâdıdur” demesinden istidlâlen bu anlaşılabilir. Akkoyunlu Türkmenlerinin mensup ol-duğu Bayat boyundandır. Farsça dîvânına yazdığı mukaddimede Türkçe şiirlerinden bahis açarak, Türk zariflerine Türkçe’nin güzel sözleriyle fayda vermenin kendisi için zor olmadığını; zîrâ bunun aslî selîkasına muvâfık düştüğünü belirtmesi ana dilini ortaya koyan güzel bir örnek teşkîl eder.


  • Mimar Sinan’ın Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Mimar Sinan’ın Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Vakfiyesinde ayn-ı âyân-ı mühendisîn , zeyn-i erkân-ı müessisîn , üstâd-ı esâtizeti’z-zemâni , reis-i cehâbizeti’d-devrân , Öklidi’l-asr ve’l-evân , mîmâr-ı sultânî , muallim-i hâkânî olarak vasfedilen Osmanlı – Türk mîmârîsinin büyük üstâdı, ser-mîmârân-ı hassâ Koca Sinan, Kayseri’nin Ağırnas köyünde bir Ortodoks Türk âilesinin çocuğu olarak dünyaya gelmiş, Sultan Selim devrinde devşirilerek Yeniçeri Ocağı’na alınmıştır.


  • Ebussuud Efendi’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Ebussuud Efendi’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Hoca çelebi, allâme-i küll, ikinci Ebû Hanîfe ve hocası Kemâlpaşaoğlu’nun el-muallimü’l-evvel unvanına nisbetle el-muallimü’s-sânî gibi unvanlarla anılan büyük Türk hukukçusu ve devlet adamı Ebûssuûd Efendi İstanbul yakınlarındaki Meteris köyünde doğmuştur. Âilesi İskilipli olan Ebûssuûd’un dedesinin babası, Uluğ Bey’in doğancıbaşısı olan Mehmed Kuşçu’dur ve onun oğulları, biri anne tarafından diğeri baba tarafından Ebûssuûd’un dedesi olan Mustafa İmâdî ve meşhur matematikçi – astronom Ali Kuşçu’dur. Mustafa İmâdî’nin oğlu Yavsı Muhiddin Mehmed, amcası Ali Kuşçu’nun kızı Sultan Hatun’la evlenmiş, bu evlilikten Ebûssuûd doğmuştur.


  • Tarihte Fütüvvet ve Ahilik Kitabı çıktı

    Tarihte Fütüvvet ve Ahilik Kitabı çıktı

    Genel yayın yönetmenimiz sn. Umut Güner’in yeni çıkan kitabı “Tarihte Fütüvvet ve Ahilik” adlı eseri ile ilgili Yeniçağ gazetesi tarafından bir tanıtım yazısı kaleme alınmıştır. Kitap ile ilgili detaylu bir tanıtım metni olan bu yazıyı siz değerli Milli Akıl takipçileri ile paylaşıyoruz.


  • Taşköprülüzade’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Taşköprülüzade’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Bursa doğumlu, aklî ve naklî ilimlerde uzman, ansiklopedist âlim. İlk derslerini, doğduğunda Ankara’da olan ve 12 -13 yaşlarındayken kendisini bu şehre getiren babasından almıştır. Amcasından Arapça dersleri alarak tahsilini sürdüren Taşköprü-lüzâde, 1525 – 1539 yılları arasında Dimetoka, İs-tanbul, Üsküp ve Edirne’de çeşitli medreselerde müderrislik yaptıktan sonra son olarak Sahn-ı Semân müderrisliğine getirilmiş, 1545’te Bursa kadılığına tâyin edilip yaklaşık 10 sene bu görevi deruhte ettikten sonra gözleri görmez hâle gelince bu vazifesini bırakarak kalan ömrünü ders vermek ve eser telif etmekle geçirmiştir.


  • Karacaoğlan’ın Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Karacaoğlan’ın Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Doğduğu yer, yaşadığı dönem, şiirleri ve öldüğü yer konusunda pek çok ihtilâf olan şöhretli Türk halk şâiri. Araştırmacılar genellikle şiirlerine 17. asır cönklerinde rastlandığı için bu asırda yaşamış olabileceğini öne sürmüşlerdir; fakat cönklere şiir kaydedilmesi geleneğinin daha önceki asırlarda pek bulunmaması ve bahsedilen asırda yaygınlık kazanması bu geniş tarihlemenin bir alt terminus (sınır) kabûl edilemeyeceğini düşündürmektedir.


  • Pir Sultan Abdal’ın Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Pir Sultan Abdal’ın Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Alevî – Bektaşî geleneğinin yedi büyük şâirinden biri kabûl edilen Pir Sultan Abdal, “Mağrıptan çıkar görünü görünü / Kimse bilmez evliyanın sırrını / Koca Haydar şâh-ı cihân torunu / Ali nesli güzel imam geliyor” dörtlüğünden anlaşıldığı gibi, Şeyh Haydar’ın torunu ve Şah İsmâil’in oğlu olan Şah Tahmasb’ın zamânında yaşamıştır. Sivas’ın Banaz köyünde doğan ve “İsmim Koca Haydar aslım Yemen’de” mısrâından aslen Yemenli ve isminin Haydar olduğunu anladığımız Pîr Sultan’ın Hz. Peygamber soyundan gelen bir seyyid olduğu da hemen her din ulusunda gördüğümüz gibi söylenegelmiştir.


  • Bir Osmanlı şehri: Kudüs

    Bir Osmanlı şehri: Kudüs

    Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını açıklaması, yalnız Müslüman dünyanın tepkisi çekmekle kalmadı, bu kutsal beldenin tarihinin yeniden hatırlanmasına ve hatırlatılmasına da vesile oldu. Müslümanlar için “ilk kıble” olma özelliği taşıyan şehir, Hazreti Ömer tarafından fethedildiği günden bu yana Müslüman medeniyetinin de en güzel örneklerini taşıyan bir belde oldu. Osmanlı İmparatorluğu idaresine geçtiğinde vakıflarla imar edilen şehirde, Haseki Sultanların izleri bulunuyordu.


  • Filistin’deki Osmanlı varlığı

    Filistin’deki Osmanlı varlığı

    Karlofça anlaşmasıyla Osmanlı Devleti’nin merkezinde yaşanan değişimlerin taşraya yansımasının bir örneği olarak Abdelkader Steih’in çizdiği Osmanlı Kudüs’üne dair bu portre bugünkü durumu da kavramamıza yarayacak birçok ipucu sunuyor.


  • Necati Bey’in Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Necati Bey’in Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Dîvân edebiyâtının ilk özgün şâirlerinden biri olan ve Bey unvânı muhtemelen Manisa sancağına çıkarılan Şehzâde Mahmud’un nişancılığını deruhte ettiği için kendisine tevcih edilen Necâtî’nin asıl adı İsâ veya başka bir rivâyete göre Nuh’tur. Kaynaklar şöhretini Kastamonu’da kazandığı ve burada hat sanatı ile uğraştığı bilgisini aktarmışlardır. Şâir, Fâtih döneminde İstanbul’a gelmiş, sultâna sunduğu şiirlerle onun takdîrini kazanarak Dîvân kâtibi olmuştur. Bununla birlikte kendisini asıl ortaya koyduğu dönem, (II.) Bâyezid dönemidir. Sultânın kişisel himâyesini gören şâir, evvelâ Şehzâde Abdullah’ın mâiyetinde Konya’ya giderek onun Dîvân kâtibi olmuş, şehzâdenin 1483’te ölümü sonrasında İstanbul’a dönüp burada ricâl-i devlete kasideler yazarak 20 yıl geçirmiştir.


  • Ali Şir Nevai’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Ali Şir Nevai’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Zengin ve asîl bir âilenin çocuğu olan Ali Şir Nevâî evvelâ babasının vesilesiyle Timurlulardan Ebû’l Kâsım Bâbür’ün himâyesine girmiş, sultânın teveccühüne mazhâr olarak onun tarafından “Oğlum” hitabıyla iltifat görüp takdir edilmiştir. Aynı himâyeyi gören ve kendisi gibi bir sanatkâr olan Timurlu hükümdârı Hüseyin Baykara’nın mühürdârı, dîvân beyi ve nedîmi olmakla birlikte bir hattat, ressam, mûsikîşinas, kat’ ve tezhip konusunda bilgili büyük bir şâirdir. Türk târihinin ricâl-i devlet galerisinde bu özellikleri ve tesîri altında kalan geniş bir şâirler topluluğu ile edebiyatımıza büyük katkı sağlamış, büyük İranlı sanatçıların eserleriyle boy ölçüşebilecek Türkçe dîvânlarıyla ve Şapolyo’nun tâbiriyle “Türk edebiyatına insanı hayran eden parçalar” bırakmak sûretiyle dilimizin şahrâhında büstü yükselen en seçkin sîmâ olmuştur.


  • Hocazade’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Hocazade’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Bursa doğumlu olan ve tüccarların o dönemde “hoca” olarak çağrılması dolayısıyla tüccar babasına nisbetle Hocazâde adıyla ünlenen kelâm âlimi ve kazasker. Ayasuluk Çelebisi Mehmed’den usûl, meânî ve beyân dersleri alan, ardından Bursa Sultâniye Medresesi’nde ilim tahsilini sürdürüp hocası tarafından (II.) Murad’a takdim edildikten sonra sırasıyla kadı ve müderris olarak tâyin edilen Hocazâde Fâtih Mehmed’in âlimler heyeti içinde de yer almış, hatta Sultan tarafından özel hocası olarak tâyin edilerek kendisine sarf dersleri vermiştir.