" mi " Kategorisi



  • BM’nin dünya barışına katkısı var mı?

    BM’nin dünya barışına katkısı var mı?

    Her ne kadar BM’nin dünya barışını sağlama konusunda göstermiş olduğu eksik, taraflı, ABD hegemonyasındaki yanlı kararları her zaman eleştiriliyor olsa da dünyada bağımsız, tarafsız, ilkeli ve ahlaki temeller üzerine kurulmuş ulus-üstü kuruluşlara ihtiyaç var.



  • Çocuk tecavüzlerinde FETÖ parmağı mı var?

    Çocuk tecavüzlerinde FETÖ parmağı mı var?

    Ülke çapında art arda can sıkıcı taciz, kayıp, insan ve hayvan cinayet haberleri geliyor. Medya ise işi gücü bırakmış ne kadarı gerçek, ne kadarı masa başı olduğu bilinmeyen haberler aktarıyor. Millet tedirgin ve tepkili. İdam isteyenler, haberlere tepki gösterenler giderek artıyor.



  • FETÖ ile mücadelenin sonuna mı geldik?

    FETÖ ile mücadelenin sonuna mı geldik?

    Darbe girişiminin hemen ardından ilan edilen OHAL ve bu çerçevede çıkarılan KHK’lar ile başta devlete sızmış unsurları olmak üzere FETÖ ile irtibatlı ve iltisaklılar derhal uzaklaştırılmış; darbe girişimi ile örgütün diğer eylemlerinde rol alanlar ise hemen yargı önüne çıkarılmıştır. Peki bugün, temelleri 50 yıl önce atılmış bu örgüt ile mücadelede sona geldiğimizi söyleyebilir miyiz?



  • Orta Asya ile ilişkilerde ders alınacak mı?

    Orta Asya ile ilişkilerde ders alınacak mı?

    Orta Asya ülkelerinde özgürlüklerin ve insan haklarının henüz tam gelişmediğini söylemek doğruysa da hepsinin aynı ölçüde baskıcı olduğunu söyleyemeyiz. Mesela Özbekistan, Kazakistan’dan daha sert merkeziyetçi siyasi bir sisteme sahiptir. Tacikistan ve Kazakistan, insani gelişim düzeyi ve devletin kapasitesi bakımından önemli farklılıklar göstermektedir. Kırgızistan, diğer dört Orta Asya ülkesine kıyasla daha liberalleştirilmiş hükümet biçimiyle ilgili bir tecrübeye sahiptir. Türkmenistan ise bu “sembolik” açılıma bile büyük ölçüde katılmamış durumdadır. Bunları nasıl anlamalıyız? Bu gelişmeleri bölgesel kültürün normları içerisinde mi, yoksa kalıplaşmış uluslararası kavramlarla mı açıklamamız gerekir? Orta Asya’yı bölgesel jeopolitik siyasi sistem içerisinde mi anlamalıyız, yoksa ulusal sistemlere inerek mi?




  • YARATILIŞ MI?, EVRİM Mİ?, YOKSA..?

    YARATILIŞ MI?, EVRİM Mİ?, YOKSA..?

    Materyalistler maddenin kökeni ve Evrenin ya­ratılışından kaçınmak için başlangıcı olmayan, sonsuz bir evrene inanmaya yönelirler. Böyle ölümsüz bir evrende,  kökeni göz ardı edilebilirse madde sonsuza dek var olabilir. Ateist evrimciler sırf bu yüzden; sonsuz bir uzay ve zamana ihtiyaç duyarlar. Uzay ve zaman son­suz ise, evren de bir yaratıcıya muhtaç ol­mayacaktır. Eğer zaman sonsuz ise, evrenin bir başlangıcı olmayacaktır. Yine evren sonsuz büyüklükte ise, bu sonsuz evrenler çiftliğinden birinde hayat tesadüfen oluşabilecektir. Böyle sonsuz ve başlangıcı olmayan bir evren Tanrı’ya gereksinim duymayacak ve kendi kendine yeterli olacaktır. Kendi kendine yeterli bir evren fikri, aslında sonsuz kudretle, ilimle donatıl­mış olmaktadır. Bu takdirde ya, fizik /cosmos tanrıdır, ya da evren Tanrı’nın niteliklerine sahiptir.


  • Allah; Bizim Ne Yapacağımızı Bilmez mi?

    Allah; Bizim Ne Yapacağımızı Bilmez mi?

    Mutezile, Mâtûrîdî ve Eş’ârî âlimlerine göre Allahu Teâlâ ma’dûmu, yaratmadan önce de bilendir. Değişen Allah’ın bilgisi değil, eşyanın halidir. Allahu Teâlâ bir şey var olacaksa, nasıl var olacağını ezelde bilendir. Aksi halde Allahu Teâlâ’ya cehalet ve acizlik nispet edilmiş olur. İslam dininin temel iki özelliği Allah’ın mükemmelliği ve insanın özgür iradesidir. İnsanın özgür iradesine bağlı   olan eylemleri, Allah’ın ezelde bildiğini savunduğumuzda, hikmet ve adalet ile bağlantılı temel iki soru ile karşılaşmaktayız.


  • ÇİN, “İPEK YOLU”NA ANLAM KATABİLİR Mİ?

    ÇİN, “İPEK YOLU”NA ANLAM KATABİLİR Mİ?

    Oysa İpek Yolu ticari ve ekonomik işlevinden ziyade tarihte rol almış, medeniyetleri etkilemiş jeokültürel bir alan. Kadim dünya tarihine şekil veren büyük dönüşümlerin de bu güzergâhta ortaya çıkması, harekete geçmesi alternatif medeniyetler tarihi okumasını gerektiriyor. İpek Yolu sadece bir jeoekonomik hattan ibaret olsaydı üzerinde bu kadar düşünmeye gerek kalmazdı.


  • Sanat adına bir müzik üniversitesi gerekli mi?

    Sanat adına bir müzik üniversitesi gerekli mi?

    Yıllar yılı, Türk Mûsikîsi’nin itibarı için uğraşanlarla yakın oldum. Karınca kararınca, mücadelelerine katıldım. Keskin kavgalarına karıştığım da oldu, kavga edenlerin eteğinden çektiğim de… Mesela, rahmetli Cinuçen Tanrıkorur, Batı Müziği mensuplarının nobranlığıyla uğraşır, hatta dehşetli kavgalar ederdi. Bir dönem kalemini bu yönde kullanmıştı. Yazdıklarını önce bana verirdi. Epeyce bir yazısını yayımlamaması için saatlerce dil döktüğümü dün gibi hatırlarım. Bu yazıların önemli bir kısmı Türk Müzik Kimliği adıyla yayınlanan kitabındadır. Cinuçen Bey ve mûsikîmizin diğer mensuplarının başka mûsikîlerle ve müntesipleriyle bir alıp veremediği yoktu, olamazdı. Bilmek isterler, dinlerler ve severlerdi.


  • GÜL’Ü ANLAYAN VAR MI?

    GÜL’Ü ANLAYAN VAR MI?

    İslam’ın ülkede görünür olmasında ve Müslüman bir neslin yetişmesinde büyük emeği olan merhum Erbakan hocanın milletvekili seçiminde hatalar yaptığını düşünenlerdenim. Mesela Gül ve Şener gibi akademisyenlerin siyasette yer almasını sağlayan rahmetli hocadır. Hocanın akademisyenlere karşı daha fazla ilgisi vardı. AK Parti’de bu, hem avukat, hem de akademisyen şeklinde artarak devam etti. Hiçbir mesleğe karşı peşin bir hükme elbette sahip değiliz. Aksine peşin hüküm sahibi olanlar siyasetçiler. Çünkü siyasette ve bürokraside belirli meslekleri öne çıkaran biz değil, onlar.



  • Türk’ü Yakmak Mı, Türkü Yakmak Mı?

    Türk’ü Yakmak Mı, Türkü Yakmak Mı?

    Yakın tarihimizde, Muzaffer Sarısözen, M. Ferruh Arsunar, İbrahim Arslanoğlu, Ali Ekber Çiçek, Murat Çobanoğlu ve bunlar gibi onlarcası, bu türküleri bir araya getirdi, topladı ve yok olmaktan kurtardılar. Kimisi ise, yenilerini yazdı, zenginliğimizi arttırdı. Bugün bu türkülerin, bizleri aynı duyguya, aynı ruh iklimine götürdüğünü anlıyorsak, milletimizin harcında türkülerin rolünü de anlıyoruz demektir. Bunun için kıyıda köşede kalanlar da dâhil, yurt genelinde bütün türkülerimiz konunun uzmanlarınca toplanmalı, kayıt altına alınmalı ve değerli ses sanatçılarının marifetiyle milletin ruhuna geri verilmelidir. Türk, duygu birliğini kaybedip ateşlerde yanmadan, türkü yakmaya devam etmelidir. Türk’ü yakmak mı, türkü yakmak mı?


  • Türk Milleti Mi, İbrahim Milleti Mi?

    Türk Milleti Mi, İbrahim Milleti Mi?

    Yaklaşan referandum propagandalarında EVET ile HAYIR cephelerinin kullandıkları dil üzerinden çok analiz yapılmadı. EVET oyu isteyen Ak Parti ve MHP seçmeninin vurgusu milliyet üzerinden yapılmaktadır. HAYIR oyu isteyen CHP ise ulusala ve ulusalcılığa vurgu yaparak propagandasını sürdürmektedir. Ak Parti’ye göre bu bir “milli dava”dır. CHP’ye göre ise bu bir “ulusal kurtuluş”tur. Görünüşte ikisi de birbirinin aynısı gibi duruyor Milli ve Ulusal kelimeleri. Aslında hiç de öyle değil.


  • Afrika’da Felsefe Var Mı? Anadolu Mistisizmi Üzerinden Bir Değerlendirme

    Afrika’da Felsefe Var Mı? Anadolu Mistisizmi Üzerinden Bir Değerlendirme

    “Afrika’da felsefe”, Türkiye’de hemen hemen hiç ilgi görmemiş bir konudur. Öyle ki, bu bağlamda yapılmış bir tek telif eser dahi yoktur. Batıda (Avrupa ve ABD) ise, son yıllarda güncelliğini kaybetmekle beraber yaklaşık yarım asırdır çeşitli akademik mahfiller-de tartışılmaktadır. Özellikle Almanca, Fransızca ve İngilizce olmak üzere konu bağlamın-da dikkate değer akademik çalışmalar yapılmıştır. Bu çerçevede Türkçe olarak yararlana-bildiğimiz tek kaynak, Almancadan “Afrika’da felsefe-Afrika Felsefesi/Kültürler Arası Bir Felsefe kavramına Doğru” başlığı altında dilimize aktarılan Heinz Kimmerle’nin kitabıdır.