" kuran " Kategorisi


  • Nazi yahudilere kim/kimler ön açtı?

    Nazi yahudilere kim/kimler ön açtı?

    Genel kanaat Trump’ın İsrail’i bu kadar çok desteklemesini, ABD’deki Siyonist zengin Yahudilerden mali destek almasına, İsrail lobisinin kampanyasının finansmanını sağlamasına ve Evanjeliklerin etkisine bağlıyor. Ancak bir arkeolog titizliğinde çalışıldığında bu yüzeydeki etkenlerden çok daha etkili olacak biçimde derinlerde bir takım nedenlerin olduğu ortaya çıkıyor.


  • Erdoğan ve Armageddon

    Erdoğan ve Armageddon

    GÜLEN’in iade edilmesini talep eden Christian Post yazısı nedeniyle o âleme mecburen konsantre olmak zorunda kaldığımdan, sosyal ve siyasi açıdan fokur fokur Türkiye aleyhtarlığının kaynadığı o dünyada ne kadar saçma ve korkunç söylemler bulunduğunu da gördüm.


  • İslam’ın Değişkenleri ve Sabiteleri!

    İslam’ın Değişkenleri ve Sabiteleri!

    Bu çalışmamızda, İslam’ın bir devrim yapmadığı, bir islahat yaptığını, Vahyin nazil olduğu toplumun örfî hukukunu esas aldığını, şeriatını büyük ölçüde Cahiliye şeriatından aldığını göstermeye çalışacağız. Çalışmamızda  “Cahiliye’nin ibadetleri / inançlarını ve şeriatı/hukuku” bölümünde büyük ölçüde Mehmet Azimli’nin Cahiliye’yi Farklı Okumak adlı eserinden yararlandık! Son kısmını da biz ilave ettik. Bazı şeyleri farketmeniz için uç örnekleri verdik. Haliyle meseleye bir de bu pencereden bakmanızı istedik.


  • Tarihte Fütüvvet ve Ahilik Siyasi, Dini, ve Sosyal Yönleriyle – Umut Güner

    Tarihte Fütüvvet ve Ahilik Siyasi, Dini, ve Sosyal Yönleriyle – Umut Güner

    Ahilik, bir Ortaçağ esnaf teşkilâtıydı. Batı’daki lonca teşkilâtının, Türkleştirilmiş ve İslamlaştırılmış bir modeliydi. Aslında, ekonomik bir müessese olarak kurulmuş olsa da, zamanla ekonomik olduğu kadar İslâmî ve insanî renkleri de olan bir müessese mahiyeti kazandı. Ona bu renkleri biz kattık. Nitekim, bu teşkilâtın bir diğer ismi olan “fütüvvet”; cömertlik, eliaçıklık, mertlik, delikanlılık mânâlarına geliyordu. Daha evvelki devirlerde Bizans’ta, Türk-İslâm dünyasında Selçuklularda bulunan bu müessese, Osmanlılarda devam etti. Ancak Batı Avrupa’da tamamen, çalışanların Feodal Bey lehine kontrol ve istismarını hedefleyen bu müessese, Selçuklular ve bilhassa da Osmanlılarda, çalışanların ve tüketicilerin korunmasını hedefliyordu. Dolayısıyla, iktisadî yönüyle bir esnaf teşkilâtı olan Ahilik, manevî yönüyle âdeta bir tarikat gibiydi. Kendisine ait ahlâkî, insanî ve dinî kaideleri vardı. Bu yönüyle de cemiyetin sadece ekonomik gelişimine değil, sosyal, kültürel, insanî ve manevî gelişimine de hizmet ediyordu. Umut Güner’in -Dinî, Siyasî ve Sosyal Yönleriyle- Tarihte Fütüvvet ve Ahilik adlı bu kitabı, Türkiye Selçukluları döneminde Anadolu’nun maddî-manevî yapılanmasını idrak etmeye katkı sağlayacak bir çalışmadır.


  • Kur’an, Musa ve Harun

    Kur’an, Musa ve Harun

    Musa as Vahiy alan Yüce Allâhın övgü ile andığı Elçilerindendir. Musa as istemeden ölüme sebep olduğunda kardeşi ile birlikte Firavun ailesinden uzaklaşmıştı. Yüce Allâhın Elçisi olduktan sonra Firavuna Yüce Allâhın Elçisi olarak, İslam Dininin Temel İnanç İlkelerini bildirmek, kendisinden saklanan İsrail oğullarından olduğunu açıklamak, İsrail oğullarına haksızlıkları nedeni ile İsrail oğulları ile birlikte Ülkeden ayrılmak istediklerini bildirmek için gitti. İkisi arasında geçen karşılıklı söylemleri, yanında bulunan konuşma bozukluğu nedeni ile sözcülüğünü yapan kardeşi Harun’un gerçeği bildiği halde Firavun soyu ile karışmış, Firavunun yanında yer alan ileri gelenlerin istediği gibi değiştirerek İnsanlara duyurdu. Musa as a haksızlık etti. Musa as ın Firavuna, şüphesiz ben Dünya ve Ahiretin Rabbi olan Yüce Allâhın Elçisiyim diyerek İslam Dininin Temel İnanç İlkelerini bildirdiğini söylemedi. Ben Yüce Allâhın üzerine yemin ederek asla bildirilmemiş söz söylemem.


  • Kur’ân, Haniflik ve Peygamberler

    Kur’ân, Haniflik ve Peygamberler

    Yakup as ın ölüm anında yanında bulunanlara, “kimseyi Yüce Allâha denk tutup, tapılacak İlâhlık yakıştırmayın. İlâhınız, Atalarınız İbrahim as, İsmail ve İshak’ın bir, tek, benzersiz İlâhı Yüce Allâhtır. Bizler sadece Yüce Allâha güvenip içtenlikle inanan, Temel İnanç İlkelerine samimiyetle bağlı kalan, buyruklarına uyan, sorumluluklarımızı yerine getirenler olduk. Umarım sizde öyle olursunuz” Dediği zaman, Yakup as ın söylediklerine tanıklık eden, verdikleri sözden geri dönen, kötü hale getiren, geleceğe derin kötü izler bırakan oğullarıda vardı. Yakup as ın “Temel İlke olarak herkesin yaptığı doğru, yanlış işleri bilip ayırmak, doğru, Adil, hüküm vermek sadece Yüce Allâha ait niteliktir. Geleneksel olarak, Yüce Allâha güvenip içtenlikle bağlı kalanlar olarak bilinenlerin soyundan gelmek, kimseyi ne kendisi üzerine ne bir başkası üzerine kazanç sağlayan üstün özellikli nitelik sahibi yapmaz.


  • Kur’an, Peygamberler ve Kıssalar

    Kur’an, Peygamberler ve Kıssalar

    Yüce Allâh Kur’an ı Kerimde, İlk Elçisi Âdem den, Nuh’a kadar ders alınacak kısa örnek kıssalar, İbrahim as İsmail, İshak, Yakup as ve torunları Musa as ile İsa as Eyüp, Yunus, Harun, Süleyman, Davud as hakkında ders alınacak daha uzun örnek kıssalar ile onlar üzerinden bilgi vermekle, sahibi olduğu herkesi kapsayan İslâm Dininin tekliğini, Temel İnanç İlkelerinin dünden bu güne değişmediğini ve Evrenselliğini açıkça ortaya koymuştur. Kesinlikle, hiçbiri için tüm yaşam sürecini kapsayan bilgi vermemiştir. Kesinlikle kişiliklerini, elde ettikleri değerleri zedelemeden, incitmeden, kesinlikle konu dışına çıkmadan, sadece konu ile ilgili olarak onlar hakkında sınırlı, örnek alınacak, ders çıkarılacak seçilmiş örnekler vermiştir.


  • Kur’an’da Bulunmayan Namaz Sureleri

    Kur’an’da Bulunmayan Namaz Sureleri

    Kuranın içinde bulunan fakat kendi başlıkları ile geçmeyen dua ve ayetler ise başta Subhaneke ve Ayet’el Kürsi den ve Rabbena ‘dan hiç birini kuranı okumak suretiyle bulamayız, keza Ayet’el Kürsi dediğimiz ayetler toplamı olan dua Bakara suresinin içinde geçmektedir, ve 255. ayeti tamamen bu duadır.Anlamı ise “Allah’dan başka hiçbir tanrı yoktur. O daima yaşayan, daima duran, bütün varlıkları ayakta tutandır. O nu ne gaflet basar, ne de uyur. Göklerde ve yerdeki her şey onundur. O’nun izni olmadan huzurunda şefaat etmek, kimin haddine! Onların önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise Onun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. Onun hükümdarlığı, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Her ikisini görüp gözetmek, Ona bir ağırlık vermez. O çok ulu ve çok büyüktür.” ( Elmalılı Hamdi Yazır meali) Subhaneke duası ise her bir ayeti başka surelerden olup


  • Kutlu Doğum Oyunu ve Kur’an Yazdırmak Alçaklığı

    Kutlu Doğum Oyunu ve Kur’an Yazdırmak Alçaklığı

    Türkiye gazetesi manşet yapmazdan bir gün evvel, Star yazarı Ahmet Taşgetiren, “Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez Hoca aradı ve ‘Kutlu Doğum’u hatırlattı. Siyasi ortamın hareketliliği içinde yeterince Kutlu Doğum coşkusunun oluşturulamadığını” söyledi diye yazmıştı. Bu yazıdan sonra kadim dostumuz Salih Tuna, FETÖ icat ettiği “Kutlu doğum haftası’yla kitleleri efsunlayıp, Kelime-i Tevhid’den ‘Muhammedün Resulullah’ı çıkartmıştı. FETÖ ‘necat’ kamuflajı ve “dinler arası diyalog” martavalıyla, Kelime-i Tevhid’i dinamitlemeye çalışırken Diyanet ne yapıyordu? Diyanet Başkanı Görmez ise ‘sancılı’ bir Star yazarını arayıp, ‘Kutlu Doğum coşkusunun oluşturulmadığından’ şekvacı olmuş. Yahu hâlâ mı” diyerek üç tweet atmıştı.


  • Süleyman Çelebi’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Süleyman Çelebi’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Kendi verdiği isimle Vesîletü’n-necât, halk arasında meşhur olan adıyla Mevlid’in yazarı olan Osmanlı müellifi, şâir. Çelebi olarak adlandırılmasından âlim ve ârif bir kişi olduğunu anladığımız Süleyman Çelebi Bursa’da doğmuştur. Bir Mevlid nüshasında yer alan kayıtta bu eserin şâir 60 yaşındayken yazıldığı bilgisi yer aldığından ve eserin bitiş târihinin de bilindiği hesaba katılarak (H. 812) doğum yılı kesinlik kazanmaktadır. Kendisi hakkında bir doktora tezi hazırlayan N. Pekolcay’a göre kaynaklarda Çelebi’nin, Orhan Gâzi’nin sevgisini kazanmış, aynı zamanda silâh arkadaşlarından olan ve yine aynı Osmanoğlu Beyi tarafından İznik’te adına bir medrese kurulan, Muhyiddin Arabî’nin Füsûsü’l-hikem’inin şârihi ve bir rivâyete nazaran Osman Gâzi’nin de kayınbirâderi bilinen Şeyh Mahmud’un torunu olduğu belirtilmiştir.


  • Kur’an ve Evren

    Kur’an ve Evren

    Güneşin, Ayın, Yıldızların, Gecenin, Gündüzün birbiri ardınca sapmadan gelişinin, yarattıklarının yaşamsal gereksinmelerini sürgit karşılamak için işlevlerini sürdüren, Yüce Allâhın sürgit mutlak hükümranlığını hatırlatan simgeleri olduğunu ancak Akıl yoksulu olanlar kavrayıp, anlayamazlar dedi. Rabbinin güç, kuvvetinin her yeri kapsadığını, her şeyi bilgi ile bilerek yaratan olduğunu anladığını, ayıp, kusurlarımdan arınıp, kendi isteğim ile Rabbime yöneldim. Yüce Allâhtan başka İlâh edinip, ortak koşmaktan, haksızlık eden olmaktan vaz geçtim dedi.


  • Mucize

    Mucize

    Mucize konusuna yeni edindiğim bilgiler doğrultusunda değinmek istiyorum. Bu kelimenin kuranda geçmediğini söyleyebilirim, fakat meallere bakacak olursak tam olarak 63 kez ayetlerin içinde geçtiğini görebiliriz. Bu , bir çelişki olmamakla beraber, derin bir konu diyebilirim sebebi ise kuranın indirilirken o zamanlarda yaşayan insanların anlayabileceği tabirler, o kültürde kullanılan deyimler ve hem o zamanın, hem de tüm insanlığın anlayacağı gibi hitaplar bulunur


  • Kur’an ve İbrahim Peygamber

    Kur’an ve İbrahim Peygamber

    Kur’an ı Kerim biz İnsanlara bilmediklerimizi bilinir yaparak yardım eden Yüce Allâhın delillerini içerir. İbrahim as Yüce Allâhın öğütlerine uygun davranış sergileyen, kendisine duyurulanı Yüce Allâhın üzerine yemin etmeden, kimseyi korkutmadan doğru olarak duyuran, Dünyada ve Ahirette iyi iz bırakan olarak ödüllendirilen, övgüyü hak eden, Yüce Allâha imrenilecek tarzda içten bağlılıkla iş yapan ilk Elçisi oldu. İbrahim as ın içinde yaşadığı toplum yıldızlara, güneşe önceden edindikleri ölmüş olan İlâhlarının elleri ile yaptıkları heykellere tapan, kendisinden önceki Şeytan ile işbirliği yapanların oturtup yerleştirdikleri kabul edilemez inançlara sahipti.



  • Kur’ân ve Hud Peygamber

    Kur’ân ve Hud Peygamber

    Kur’an ı Kerim biz İnsanlara örtüp, bilinmez yapılan, yok sayılan kötü iz bırakan Elçilerini, bıraktıkları kötü izleri doğru seçim yapabilmemiz için açıkça bildirir. Hud peygamber, Yüce Allâhtan başka İlâhlar edinen, İslam Dininin Temel İnanç İlkelerini oturtup, yerleştirdikleri âdetleri İnanç haline getirip bozan, ibadet sayan, ibadeti oyun, eğlence haline getiren haksızlık eden, Akıl dışı yanlış inanışlara sahip Ad toplumuna gönderilmişti. Yüce Allâha davet ederken doğrusunu çok iyi bildiği halde İnsanlara geçmişte olmuş, bitmiş asılsız olayları doğrular tarzda hatırlatıp, sergiledikleri benzer aykırı davranış ve anlayışlarına son vermelerini istedi.


  • Kitap Tanıtımı: Duanız Olmasa Ne Öneminiz Var? – Emre Dorman

    Kitap Tanıtımı: Duanız Olmasa Ne Öneminiz Var? – Emre Dorman

    “Duanız Olmasa Ne Önemi Var?” adlı eser, ilahiyatçı yazar Emre Dorman’ın İstanbul Yayınevi’nde yayınlanan serileri içerisinden ele aldığı konu ve içeriği itibarı ile öne çıkan bir eser niteliğindedir. Toplamda 112 sayfadan oluşan eser toplamda beş ayrı bölüme ayrılmakta ve her bölüm kendi içerisinde alt bölüm ile detaylandırılmaktadır.


  • Kur’an, Medyen Halkı ve Şuayb Peygamber

    Kur’an, Medyen Halkı ve Şuayb Peygamber

    Yüce Allâhın öğütlerine uygun davranması için uyarılan Şuayb peygamber, Medeniyetin sağladığı imkânlara sahip, ticaret ile uğraşan, aldıklarını verdiklerini yazan, borçludan alacaklarını fazlası ile geri alan Medyen toplumuna, öncekiler gibi şüphesiz yaratan olarak üzerimizde hak ve tasarruf sahibi, Dünya ve Ahrettin Rabbi, Yüce Allâhtan başka tapılacak İlâh yoktur dedi. Yüce Allâhın hesap günü nasıl hesap görüp, değerlendirmesini anlatıp bildirmek amacı ile Rabbim herkesin yaptıklarını yazarak unutmaz, asla kaybetmez. Hesap günü herkesin durumunu gösteren borç, alacak hanesindeki farka göre durumunu ölçerek değerlendirir dedi.


  • Kur’an ve İsrailoğulları

    Kur’an ve İsrailoğulları

    Allâh Kur’an ı Kerim ile bizlere, bilmediklerimizi bilinir yapar. Firavun soyu ile karışmış İsrail oğullarıda Lût ve Nuh’u örnek aldılar. Mısır’dan çıkışta İsrail oğullarına Yüce Allâhın Firavun ve Askerlerini suda boğduğunu söylediler. Firavunun arkalarından geldiğini, suda boğulduğunu görmeyen İsrail oğulları Mısır’a geri döndüklerinde Firavunun boğulmadığını görmelerine rağmen, yalan olduğunu bile bile asılsız söz sahiplerine inandılar. Musa as dan vaz geçip, önceki İnanç ve eski geleneklerine geri dönüp, devam ettirerek şaşılacak davranış sergilediler. Kendi kendilerine haksızlık ettiler.


  • Kur’an ve Nuh

    Kur’an ve Nuh

    Kur’an ı Kerim bizlere Doğru bilgi sahibi olduğu halde, asılsız olmamış olayları olmuş gibi doğrulayanları bildirip bilinir yapar. Yüce Allâhın Elçisi Nuh’tan üzerine indirilen Meleği ile bildirilen gerçek, doğru, Adil olan, herkesi kapsayan İslam Dininin bütünlüğünü bozmadan, herkes için geçerli Temel İnanç İlkelerinin delillerini kendisinden öncekiler gibi lekeli hale getirmeden, Yüce Allâhın öğütlerine uygun olarak İnsanlara açıkça bildirmesi istenmişti.