" Bir " Kategorisi

  • DOLAR: Finansal bir hayalet

    DOLAR: Finansal bir hayalet

    Para her türlü malvarlığı ve güce dönüşebilecek şekilde tabir edilmiş bir hayalete benzer. Girebildiği yani tedavülde olduğu her yerde bu yeteneği ile ortama müdahale edebilir. Bugün doların adeta kötü bir hayalet gibi küresel sistemde varlık bulması, sistemin onun tedavülüne geçit veren karakterinden kaynaklanıyor.




  • TBMM’nin bir türlü anlatılmayan kimliği

    TBMM’nin bir türlü anlatılmayan kimliği

    Daha sonraki dönemde ideolojik kurgularla farklı bir açıdan izah edilse de TBMM ne saltanat rejimine karşı bir ihtilalin eseridir ne de Batılı aydınlanma fikrinin siyaseten ete kemiğe bürünmüş halidir. Bunun en büyük kanıtı TBMM açıldığında kürsü arkasındaki levhada Voltaire ya da Montesquieu’dan bir sözün değil “Ve emruhum şûrâ beynehum” ayetinin yazmasıdır.


  • Vesayet zincirinin halkaları bir bir kırılıyor

    Vesayet zincirinin halkaları bir bir kırılıyor

    Evrensel hukuku çiğneyerek milleti vesayete mahkûm edenler; evrensel hukuka sığınarak hapis yatmaktan kurtuldu. Türkiye tarihi bir değişimin arifesinde darbecilerle hesaplaşma iradesini göstererek ise yüreğimizi rahatlattı, vesayet zincirinin halkalarını bir bir kıracağına bizi inandırdı.






  • Bir meslek olarak dolandırıcılık

    Bir meslek olarak dolandırıcılık

    Dolandırıcılık tarihinde birçok olaya şahitlik eden Türkiye için, aslında çokta yeni bir hikâye sayılmaz Çiftlikbank meselesi. Geçmişinde Titan Saadet Zinciri, Jet Fadıl, Selçuk Parsadan, Sülün Osman, Ferrari Orhan gibi birçok dolandırıcılık hikâyesini barındıran Türkiye, bu kez de Çiftlikbank’la dolandırıcılık dosyasına yeni bir olay ekledi.


  • HEDEF ‘MÜSLÜMAN’ DEĞİL, DİPLOMALI BİR NESİL

    HEDEF ‘MÜSLÜMAN’ DEĞİL, DİPLOMALI BİR NESİL

    Cemaat; “bir imama uyup namaz kılan Müslümanların bütününe” denildiği gibi, “bir kişi etrafında toplanan kitle” için de söylenir. Bu bağlamda, FETÖ de bir zamanlar “cemaat” olarak anılmakla kalmamış, neredeyse “cemaat” kelimesi onların özel adına dönüşmüştü.




  • Bir Osmanlı şehri: Kudüs

    Bir Osmanlı şehri: Kudüs

    Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını açıklaması, yalnız Müslüman dünyanın tepkisi çekmekle kalmadı, bu kutsal beldenin tarihinin yeniden hatırlanmasına ve hatırlatılmasına da vesile oldu. Müslümanlar için “ilk kıble” olma özelliği taşıyan şehir, Hazreti Ömer tarafından fethedildiği günden bu yana Müslüman medeniyetinin de en güzel örneklerini taşıyan bir belde oldu. Osmanlı İmparatorluğu idaresine geçtiğinde vakıflarla imar edilen şehirde, Haseki Sultanların izleri bulunuyordu.


  • Kitap Taınıtımı: Bizimkisi Bir Ocak Hikayesi

    Kitap Taınıtımı: Bizimkisi Bir Ocak Hikayesi

    Türk fikir ve siyasi hayatına damga vurmuş bir müessese; ‘Ocak’. Anadolu’da gençlerin ekserisinin en az bir kez ayak bastığı bir mekan… Ancak ‘Ocak’, Türk’ün tarih yapıp, tarih yazamama hususiyetinden mütevellit, henüz önemi nispetinde, entelektüel çerçevede ele alınabilmiş değil. Adnan İslamoğulları Ağabey’in ‘Bizimkisi Bir Ocak Hikayesi’ eseri bu anlamda bir mihenk taşı özelliği taşıyor. Kitap aslında müellifin farklı zamanlarda yayımlanmış yazılarından bir seçki. Fakat muhteva o kadar özenle belirlenmiş ki, kitabı bölümler arasında görünmez bir bağ var hissiyle okuyorsunuz.


  • Bir tarih tanığının feryadı

    Bir tarih tanığının feryadı

    Ahmet İzzet Paşa’nın hem Osmanlı’nın son yıllarına, hem de Cumhuriyet döneminin ilk yıllarına yaptığı şahitliği içeren, dönemin siyasî manzarasını biçimlendiren fikirleri tahlil ve tenkîd eden Feryadım isimli hatıratı, derinlemesine tahlil edilmesi gereken bir eser.


  • Pamir’den Ulupamir’e bir şehadet öyküsü

    Pamir’den Ulupamir’e bir şehadet öyküsü

    Van-Erciş arası 102 kilometre. Erciş’e gitmek için Van gölünün bir kartpostaldan kesilmiş kadar güzel durduğu bir rotayı takip ederek, henüz karları erimemiş dağlara doğru ilerlemeniz gerekiyor. Yolda, Erciş’e bağlı Ulupamir köyünü ziyarete gideceğimi öğrenen şoför, “Ulupamir yılın 9 ayı varla yok gibidir. İlk kar oraya düşer, ilk oranın yolu kapanır” diyerek sözü açıyor. Şoförün dediği gibi, hemen dağların bittiği noktaya kurulan köy bölgenin diğer yerlerinden daha da soğuk. Çoğu zaman Ekim sonunu bulmayan kar yağışıyla yolları kapanmaya başlıyor. Köyün nüfusuysa, bölgenin diğer yerlerinden hayli farklı. Burada 1982 yılında Afganistan’daki Rus işgali sırasında önce Pakistan’a sonra Türkiye’ye göçmek zorunda kalan Kırgızlar yaşıyor.


  • Sanat adına bir müzik üniversitesi gerekli mi?

    Sanat adına bir müzik üniversitesi gerekli mi?

    Yıllar yılı, Türk Mûsikîsi’nin itibarı için uğraşanlarla yakın oldum. Karınca kararınca, mücadelelerine katıldım. Keskin kavgalarına karıştığım da oldu, kavga edenlerin eteğinden çektiğim de… Mesela, rahmetli Cinuçen Tanrıkorur, Batı Müziği mensuplarının nobranlığıyla uğraşır, hatta dehşetli kavgalar ederdi. Bir dönem kalemini bu yönde kullanmıştı. Yazdıklarını önce bana verirdi. Epeyce bir yazısını yayımlamaması için saatlerce dil döktüğümü dün gibi hatırlarım. Bu yazıların önemli bir kısmı Türk Müzik Kimliği adıyla yayınlanan kitabındadır. Cinuçen Bey ve mûsikîmizin diğer mensuplarının başka mûsikîlerle ve müntesipleriyle bir alıp veremediği yoktu, olamazdı. Bilmek isterler, dinlerler ve severlerdi.



  • UNUTULMUŞ BİR ZAFER: KUTÜL ‘AMÂRE

    UNUTULMUŞ BİR ZAFER: KUTÜL ‘AMÂRE

    Ekseriyetle Medinetülkut şeklinde isimlendirilen Kutül’amare, Bağdat ile Arnare meyanında yer alan Dicle nehrinin sol kıyısında ve Fı­rat ile Dicle’yi birleştiren eski Şattülhay (el-Garraf) Kanalı’nın Dicle tarafındaki ağ­zının karşısındadır. Kut Hintçe’deki kot (kale) kelimesinden gelmekte ve Irak’ta bu isimle anılan Kutülmuammer ve Kutülhay gibi yerler de bulunmaktadır. Bölgenin Osmanlı idaresine girmesi Kanuni Sultan Süleyman zamanında Bağdat’ın fethi sırasında gerçekleşti. Kutül’amare. İran Şahı I. Abbas ‘ın Bağdat’ı ele geçirmesiyle bir ara elden çıktıysa da IV. Murad’ın Bağdat ‘ı yeniden fethi üzerine tekrar Osmanlı Devleti sınırları içine dâhil oldu.