" avrupa " Kategorisi

  • Avrupa’da ‘Mesut’ olabilmek

    Avrupa’da ‘Mesut’ olabilmek

    Almanya Futbol Federasyonu Başkanı’nın Özil ve Gündoğan’a yönelik profesyonellikten uzak eleştirileri ve en sonunda Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier’in Özil ve Gündoğan ile bir araya gelip kendilerinin Almanya’ya bağlılıklarını vurgulayan açıklaması, Almanya’daki Erdoğan paranoyasının ne derece tehlikeli boyutlara ulaştığının bariz bir göstergesidir.


  • Hristiyan Avrupa tarih olacak

    Hristiyan Avrupa tarih olacak

    Dini eğilimler konusundaki son 20 yıldaki araştırmalar, dünyada Hristiyanların oranının azaldığını, ateistlerin ve Müslümanların oranının ise arttığını gösteriyor. Geçen hafta açıklanan, 19- 29 yaşları arasındaki bireylerin katıldığı araştırmanın sonuçları ise yüz yıl içinde Hristiyanlığın Avrupa’nın temel normlarından biri olmaktan çıkacağını gösteriyor. Aynı araştırmaya göre İngiltere’deki Müslüman genç nüfusun oranı, kendisini yerleşik kilisenin mensubu olarak tanımlayan genç nüfusun oranına neredeyse eşit.



  • Birlik hayalinden ortaçağ günlerine Avrupa

    Birlik hayalinden ortaçağ günlerine Avrupa

    Avrupa tarihi birçok okumaya açık. İsterseniz Haçlı Seferleri bağlamında okuyun. Her seferinde benzer bir iştahla yola çıkan, çok geçmeden başlardaki idealizmini mutlak bir kaynak arayışına dönüştüren iki yüzyıllık macera. İster Ortaçağ günleriyle, ister sömürgecilik tarihiyle. İsterseniz, bunların hepsine kaynaklık eden derebeylik sistemiyle beraber.Bir yüzyıldır “birlik” algısını oturtmaya çalışan Avrupa için aslında bu yeni bir kavram. İki dünya savaşına da kaynak teşkil eden yaşlı kıtanın ayrışması ulus devletlerden de önceye, derebeylikler zamanına dayanıyor. Yüzlerce yıllık sistemin 25 yılda değişmesi, dönüşmesi ve yerine gelenin yeni yönetim biçiminin kemale ermesi beklenebilir mi?


  • AVRUPA BİRLİĞİ “ALMANLAŞMA” YOLUNDA

    AVRUPA BİRLİĞİ “ALMANLAŞMA” YOLUNDA

    AB, son 10 yıldır en kötü zamanlarını geçiriyor. Dünyanın gördüğü en umut verici barış projesi olarak başlayan AB entegrasyon süreci, son zamanlarda adeta komaya girmiş durumda. Entegrasyon sürecinin güvenlik üreten dinamikleri durma noktasına gelmiş görünüyor. Kıtadaki çoğunluk, derinleşmekte olan AB entegrasyon sürecinin post-modern, çok-kültürlü, küresel, federalist, seküler ve liberal karakterini ciddi şekilde sorgulamakta. Halbuki bir yandan zaten dış faktörler ve en göze çarpan şekilde revizyonist Rusya ve Ortadoğu genelinde büyümekte olan anarşik ortam, savaş sonrası dönemin Avrupa güvenlik düzeninin varlığına yönelik tehditler üretti.


  • Avrupa Birliği’nin idealindeki Türkiye

    Avrupa Birliği’nin idealindeki Türkiye

    Toynbee’nin Türkiye ve Avrupa kitabının ilk cümlesi: “29 Ekim 1923’te, Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nin bir kararıyla ‘doğan’ Türkiye Cumhuriyeti, bugünün dünyasında Batı uygarlığının üstünlüğü için dikilmiş anıttır.” Batılı entelijansiya için Türkiye, geçmişteki Türk devletlerine benzemediği için takdire şayandır. Madariaga da en az Toynbee kadar net konuşur: “Araplar, İranlılar, Mısırlılar ve hatta İspanyollar, yeniden İslamî tefekküre dönebilirler. Fakat Türkler asla!..”


  • Dış Basın ve Dış Güçler Referandum Sonuçlarını Böyle Değerlendirdiler

    Dış Basın ve Dış Güçler Referandum Sonuçlarını Böyle Değerlendirdiler

    ABD ve Avrupa basını Türkiye’deki anayasa referandum sonuçlarını manipülatif başlıklarla manşetine taşıdı. İngiltere: Independent, “Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, güçleri toplayacak seçimde zafer ilan etti” başlığını manşete taşıdı. The Guardian, ilk sonuçların ardından, ‘Erdoğan gücünü artırdı’ başlığı atarken, anayasadaki değişikliğin 1923’ten bu yana meydana gelen en köklü değişiklik olduğuna dikkat çekildi. BBC, ‘Erdoğan’ın evet cephesi önde’ başlığı atıldı.


  • İslamofobya İttifakı

    İslamofobya İttifakı

    Dünyada sanki bugün bir İslamofobya ittifakı söz konusudur. Rusya’daki son metro patlamasının failinin Kırgız asıllı çıkması mevcut ezbere ve negatif retoriğine dair yeni bir belge ve fiziksel gerçekliğe dair yeni bir alan daha oluşturdu. Küresel düzeyde siyaset yürütebilme kabiliyeti olan, P5+1 düzenini teşkil eden devletlerin düşman ve terör tanımlamalarına bakıldığında bunun tam ortasında İslam öznesiyle şekillenmiş bir terör imgesinin olduğu görülecektir. DAEŞ’in çok milletli teşkil edilmesinin belki de bir sebebi bu noktada herkese burada bir pay çıkmasını sağlamak olabilir.



  • Yaratılmış Bir Kompleks “Öteki”

    Yaratılmış Bir Kompleks “Öteki”

    “Fobi” kelimesi lugat mânası itibarı ile: belirli durumlar karşısında insanın kapıldığı korku, baskı ve kaygılı bir psikolojiyi ifade etmektedir. Tarih boyunca insanlar, kendileri için doğal bir tehdit olarak gördükleri ve yarattıkları “Öteki”yi kavram olarak fobi ile nitelendirmişlerdir. Nitekim “fobi” kavramı özellikle psikolojik ve sosyolojik bir çok çalışma ile derinlemesine incelenmiş, sebepleri ve beslendiği kaynaklar anlaşılmak istenmiştir. İnsan toplulukları ve özellikle de bu toplulukların meydana getirmiş oldukları devlet müessesesi tarih boyunca kendi meşruiyetini elde etmek ve kendisine bir hayat alanı yaratmak, özelliklede bu alanı korumak için bir ötekine ihtiyaç duymuş ve ötekini yaratmıştır. Birey ve toplulukların esas itibarı ile yarattıkları öteki genellikle kendi soy, din, kültür ve bilinçten olmayan bir ötekidir.


  • Avrupa’da 16 Nisan “Referandum Korkusu”

    Avrupa’da 16 Nisan “Referandum Korkusu”

    16 Nisan’da yapılacak anayasa referandumu neredeyse genelde bütün Batı ülkelerini özel de Avrupa’yı sarmış durumda. Tarihten gelen bagajlarla Batı’da-Avrupa’da hep bir İslam ve Türk korkusu-karşıtlığı vardı. Bunun kökleri İslam’ın zuhuru yıllarına kadar gider. Nitekim Avrupa’da “Türk korkusu” İstanbul’un fethinden sonra oluşmakla birlikte, özellikle 15. ve 16. yüzyıllarda yerleşik hale gelen ve bütün Avrupa’yı saran bir korku.


  • Müslümanlar Vazgeçince Avrupa Ortaya Çıktı

    Müslümanlar Vazgeçince Avrupa Ortaya Çıktı

    Tarih profesörü Peter Brown’ın kaleme aldığı ‘Geç Antikçağ Dünyası’ adlı kitap, M.S. 150 ile 750 yılları arasındaki gelişmelere ışık tutuyor. Kitabın çevirmeni tarih profesörü Turhan Kaçar, Batı dünyasında yaşanan köklü değişimi yorumladı: “Avrupa’nın ortaya çıkışı aslında Müslümanların Akdeniz ısrarından vazgeçmelerinden kaynaklanıyor.”


  • Avrupa Neden Türkiye Siyasetine Karışıyor?

    Avrupa Neden Türkiye Siyasetine Karışıyor?

    Avrupalı siyasetçiler “Türkiye’nin iç meselelerini Avrupa topraklarına taşımayın” diyorlar. Ancak gerçek olan Türkiye siyasetini kendilerinin Avrupa’ya taşımaları… Türkiye’deki yönetime bayrak açmış ne kadar muhalif varsa destekliyorlar. Ülkemizin güvenliğine kasteden ne kadar terör örgütü varsa Avrupa’da kendisine rahat hareket edeceği, finans ve insan kaynağı temin edeceği bir alan buluyor. Türkiye’de yapılacak olan anayasa değişikliği referandumu için Avrupalı gazeteler ve siyasetçiler “hayır kampanyaları” yürütüyorlar.


  • Avrupa’nın Türk korkusu

    Avrupa’nın Türk korkusu

    Almanya’nın ünlü ve etkili medya organlarından haftalık Der Spiegel dergisi, 24 Haziran 2013 tarihli sayısında, yayın hayatı boyunca ilk defa Türkçe bir kapakla çıktı. Gezi Parkı olaylarının en gergin günlerinde piyasaya çıkan sayının manşeti şuydu: “Boyun Eğme”. Alt başlıktaysa, Almanca olarak “Erdoğan’a karşı isyan” yazıyordu. Gezi Olayları ile ilgili dosyaların da ayrıca Türkçeye çevrildiği bu sayının Türkiye’de dağıtılması da sağlanmıştı.


  • Avrupa özüne mi dönüyor?

    Avrupa özüne mi dönüyor?

    Yabancı” ya da “öteki” kavramı, medeniyetlerin kendilerini inşa sürecinde kullanageldikleri bir tür sosyal “maya”dır. Bu açıdan bakıldığında doğal bir sürecin gayet doğal bir parçası olarak olumsuz bir anlam taşıdığı söylenemez. Ne var ki, doğal olan her şey gibi “öteki” kavramı da çürüme ve bozulmaya maruz kalma potansiyelini bünyesinde taşır. Belli koşullar altında çürümeye duran zararsız nesnelerin zehir üretmeye başlaması gibi toplumsal ilişkilerde birbirini tanımlamakta kullanılan “öteki” nitelemesi “ötekileştirme”ye doğru seyir aldıkça sosyal çevreyi zehirlemeye başlar. Bizden olan ile olmayan arasında ayrışan saflar, bir zaman sonra karşılıklı savaş düzeni alan iki ayrı grup halini alır.


  • Tarihi Süreç İçerisinde Avrupa

    Tarihi Süreç İçerisinde Avrupa

    Gotların, Vizigotların, Frankların, Germenlerin, Angıl ve Saksonların ilkel ve vahşi bir yaşam sürdükleri Avrupa’dır, 1300’ler öncesinin Avrupası.. Roma yoluyla hıristiyanlığın bütün Avrupa’nın dini olmasından sonra bu vahşî yaşam, hıristiyanlığın taassubu ile birleşti ve İsâ(a.s.)’ın mesajı’ndan uzak, onu tahrif etmiş kilise adamlarının -din adamları- koyu gölgeli karanlık dünyasında yaşamlarını sürdürdüler.


  • Avrupa İslam’ı Yutuyor

    Avrupa İslam’ı Yutuyor

    Batı, İslam’ın kapitalizmle uyuşum içindeki kimliklerin sosyal ve ekonomik yükseliş (sınıf atlama) taleplerini fark etmiş görünmektedir. Bu nedenle İslamî kimliklerin “Euro-İslam&cihadist İslam” şeklinde ayrışmasını, 1492’de Avrupa dışına sürdüğü Müslümanların “Avrupa değerlerine bağlı kalarak” yeniden dönüşünü politize etmektedir. Bu iki kimlikten farklı bir Müslümanlık zihni üretme gereği ortaya çıkmıştır.


  • Avrupa Hıristiyan mülteci seviyor

    Avrupa Hıristiyan mülteci seviyor

    “Göçmenin hangi ülkeden geldiği, kökeninin bilgisi, gerçekten algıyı belirliyor. Politikalarda etkili oluyor.” Prof. Kadir Canatan’ın bu tespiti, göçmen dalgası karşısında Avrupa’nın izlediği stratejiyi de ortaya koyuyor. Canatan’a göre demografik kaygılar yaşayan Avrupa’nın önceliği nitelikli mülteci kabul etmek.


  • Avrupa Nereye Koşuyor?

    Avrupa Nereye Koşuyor?

    Müslümanlar kendi medeniyetlerinin büyük olduğunu düşünüyorlarsa, bunu ispat etsinler. Yoksa kapı ardına kadar açık; bırakın gitsinler, ya çöle dönüp develerle ya da ormana dönüp maymunlarla konuşsunlar.” Bu sözler, İtalyan senatör Roberto Calderoli’ye ait. Hollandalı siyasetçi Geert Wilders’a göre ise, İslam ve demokrasi birbirine tamamen zıt, zira İslam, demokrasiyi kökünden söküp atmayı amaçlayan faşist bir ideoloji; şayet Müslümanlar Hollanda’da yaşamak istiyorlarsa Hollanda Anayasasını Kur’an’ın üzerinde tutmalılar