Son Gönderiler

  • Mezhep ve Hadis Meselesi

    Mezhep ve Hadis Meselesi

    Mezheplerin temel ayrılık noktası olarak en somut örnek abdest ile ilgilidir. Abdesti bozacak şeylerin bilinenden tamamen farklı olduğunu Bakara suresi 222. ayet’ten net olarak anlıyoruz. Özellikle kanın abdesti bozacağı ile ilgili fetvalar birbirinden çok farklı bir durum arz etmektedir. Tüm bu yorumların malesef Kurâni hiç bir dayanağı yoktur. Malesef insanımız Kuranı okuyup anlamadığı gibi, geleneksel fetvaların devamlılığı ile mevcut yanlışları devam ettirerek kullanmış ve uygulamşlardır


  • Cemil Meriç’in Medeniyet Telakkisi – Hakkı Büyükbaş ve İhsan Kurtbaş

    Cemil Meriç’in Medeniyet Telakkisi – Hakkı Büyükbaş ve İhsan Kurtbaş

    Meriç’in medeniyet telakkisinde onu şekillendiren şey, Batı(lı) kuşat-masından sıyrılıp Müslüman-Türk sentezini özümsemiş olmasıdır. Aslında onun Doğu’yu keşfetmesini sağlayan şey, Hint edebiyatına merakı idi. Bu onun Batı kültürünün Doğu kültürüne nazaran ne kadar sığ olduğunu keşfetmesine ve onda Batı’ya benzememek üzere derin bir hassasiyet uyanmasına sebep olmuştur. Nitekim ‘millîlik’ ve ‘yer-lilik’ değerleri Cemil Meriç’te temel prensipler arasındadır.


  • Teesüfler Yök Hazretleri

    Teesüfler Yök Hazretleri

    Yükseköğretim Kurulu (YÖK), ‘Erasmus+ projesi TURQUAS’ adlı bir program başlatmış. Önce ‘Erasmus kim’ ona bakalım. Batı, bir programına isim vermiş veya logo yapmış ise oraya vurulan damga her şartta kendi ifsad geleneği ve batıl inancının izlerini taşır. Erasmus da bunlardan biridir. Bu sözde eğitim programı da Augustin tarikatının rahibi Rotterdamlı Erasmus’un adını taşıyor. Bu Erasmus ki, Şeytanın kalfası Pavlus’un uydurduğu Katolizmin felsefecisi.


  • Fetö İle Mücadelede İstikrar Sorunu

    Fetö İle Mücadelede İstikrar Sorunu

    Fetullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz’da teşebbüs ettiği hain girişimin üzerinden henüz bir sene bile geçmedi. Geçen zaman içerisinde bu yapılanmanın oluşturduğu tahribat, mevcut yapılarının ne kadar köklü olduğu ve devletin tüm kanallarına ne derece nüfûz ettikleri her geçen gün daha da ortaya çıkmaktadır. Fakat buna rağmen milletin bu hain yapılanmaya olan öfkesi, kini ve tepkisi malesef bir saman alevi gibi parladı ve söndü. 15 Temmuz gecesi ortaya konulan kararlı ve mücadeleci ruh kaybolmaya yüz tuttu.


  • Son Devrin İslamcı Siyasetinin Krizle İmtihanı – Prof. Dr. Süleyman Dönmez

    Son Devrin İslamcı Siyasetinin Krizle İmtihanı – Prof. Dr. Süleyman Dönmez

    Türkiye Cumhuriyetini son on kusur yıldır idare etme şansını yakalayan son devrin İslamcı siyaseti, ciddi açmazlarla karşı karşıyadır. İçine düşülen bu vahim durum, birçok veçheden incelenebilir. Biz bu yazımızda önümüzde büyük bir “sorun” olarak duran bu bahtsızlığı modern sonrası felsefede öne çıkan birkaç filozofa ve fikre atıf yaparak anlamaya çalışacağız.


  • TOKİ ve Ayder Yaylası’nın Katli

    TOKİ ve Ayder Yaylası’nın Katli

    TOKİ; Rize’nin Çamlıhemşin ilçesindeki eşsiz tabiat güzelliğine sahip Ayder Yaylası’nda “kentsel dönüşüm ve gelişim projesi” başlatmış. Bu kapsamda, danışmanlık hizmeti ihalesine çıkmış. Ayder Yaylası, 1987’de Turizm Merkezi, 1994’te Milli Park, 1998’de ise Doğal sit alanı ilan edilmiş. Bakanlar Kurulu’nun 2006’daki kararıyla da “Kültür ve Turizm Koruma Gelişim Bölgesi” ilan ettiği yayla, şimdi TOKİ eliyle betona teslim edilecek.


  • Okuma Alışkanlığımız

    Okuma Alışkanlığımız

    İlk inen sure Alak suresi. İlk inen ayet ise “ ikra” yâni Oku, yaradan rabbinin adı ile oku, diye başlamaktadır. Sure’de Allah, insanın tüm yaratılış özelliklerini ve aşamalarını ayrıntılı olarak bildirir. Bir insana şu kitabı oku denilince ayrıca “anla” demek gerekmemektedir. Okumak zaten anlamak demektir.!



  • Bir Bilge-Filozof Olarak Nasrettin Hoca – Prof. Dr. Süleyman Dönmez

    Bir Bilge-Filozof Olarak Nasrettin Hoca – Prof. Dr. Süleyman Dönmez

    Nasrettin Hoca’nın tarihsel kişiliği hakkında verilebilecek güvenilir malumat, oldukça yetersizdir. İtiraf etmek gerekirse, bu bağlamda aktarılanlar, bilimsel bir tavırla ilk defa Merhum, Fuad Köprülü tarafından bir araya getirilmiş ve onun verdiği bilgiler üzerine maalesef bugüne kadar bir ilave yapılamamıştır. Esasen biz de Köprülü’nün verdiği bilgileri genişletecek durumda ve konumda değiliz. Bu nedenle “tarihsel bir kişilik olarak Nasrettin Hoca” sorunu bu çalışmada bizi doğrudan ilgilendirmemektedir. Ancak Köprülü ile aynı kanaati paylaşarak Nasrettin Hoca’nın “millî bir şahsiyetimiz” olduğundan hiç kuşku duymuyoruz.


  • Tarihin Yapısı Ve Kültür Bilimlerindeki Rolü – Prof. Dr. Ayhan Bıçak

    Tarihin Yapısı Ve Kültür Bilimlerindeki Rolü – Prof. Dr. Ayhan Bıçak

    Kültür bilimlerinin ele aldığı sorunlar, kültürün, ortaya çıktığı andan itibaren varolan sorunlardır. Sorunları ilk kucaklayan bilgelik, toplum sorunlarına çözüm bulma denemeleri sonucu, oluşmuştur. En küçük top-lumsal birim olan aileden başlayarak, toplumun bütün sosyal, siyasi, ik-tisadi, dini kurumlarının her kademesinde, her anında (insanın varolduğu andan itibaren) sorunlar olmuş ve bunlar için çözümler üretilmiştir.


  • Eski Defter

    Eski Defter

    Lisedeyken aklıma gelenleri yazdığım bir defterim vardı. Kenarından lastikli, kırmızı kaplı ama dayanıksız hemen dağılan bir defterdi. Hemen dağılması ve o dağınık görüntüsü hoşuma da gitmiyor değildi. Genelde yalnız takıldığım için defterimi de yanımda taşırdım, bir şeyler yazardım… Beni çok gaza getirmişler bu konuda. Şiirler yaz, sözler yaz, makaleler yaz diye… Sonra bir hocama göstermiştim yazdığım şiirlerden birini, kadın kısmından şair olmaz demişti. O şiirimden utanmıştım, yok edip ortadan kaldırmıştım.


  • Cahiliye Devrinden Abbasilerin Son Dönemine Kadar Fütüvvet Teşkilatı’nın Gelişimi – Umut Güner

    Cahiliye Devrinden Abbasilerin Son Dönemine Kadar Fütüvvet Teşkilatı’nın Gelişimi – Umut Güner

    Fütüvvet’in nüvesini ifade eden feta ideal tipi köken itibarı ile kadim Arap cahiliyyesine kadar gitmektedir. Özellikle Hz. Peygamber’in yemin ederek katıldığı Hılfu’l-Fudûl adlı yapılanma bu kadim geleneğin aynı zamanda bir numunesidir. Tarihi süreç içerisinde bu köklü geleneğin Kur’an nuzülü ile birlikte de İslâmi kaynaklardan beslenmesi ve sırasıyla Asr-ı Saadet, Hulefa-i Raşidin, Emeviler ve Abbasiler döneminde giderek toplumsal ve siyasal hayatta etkinliğini arttırdığı ve müesseseleştiği görülmektedir. Biz bu makalemizde bu teşkilatın tarihi süreç içerisindeki seyrini ele alacağız ve dini, sosyal ve siyasî yönlerini inceleyeceğiz.


  • Türklerin Reis’ini Elinden Alın Yeter

    Türklerin Reis’ini Elinden Alın Yeter

    Rus Çarı Aleksandr’a bu yazılan mektup çok daha uzundur ve Osmanlı’nın parçalanmasının yollarına işaret etmektedir. Hain Fener Patriği Gregorius, vatana ihanet suçu sabit olduğu için 1821 yılında Patrik­hane’nin orta kapısı önünde asılmıştır. Fener Rum Patrikliği hain liderlerini lanetlemek yerine bu idam nedeniyle hâlâ bize kin duymaktadır: İşte O mektuptan kesit:


  • Osmanlı Türkiyesindeki İslamcılık Düşüncesine Genel Bir Bakış – Prof. Dr. M.Saffet SARIKAYA

    Osmanlı Türkiyesindeki İslamcılık Düşüncesine Genel Bir Bakış – Prof. Dr. M.Saffet SARIKAYA

    Bir din adı olarak İslam, son onlu yıllarda siyasal İslam, fundamental İslam, radikal İslam, modem İslam gibi terimlerle birlikte anılarak sosyal hayatımızda farklı algılamalara yol açacak şekilde kullanılmaya başlamıştır. Esasen bu terimlerin kullanmasından önce İslam kelimesi, nisbe edatıyla birlikte “İslamcılık” şeklinde ifade edilip, daha geniş bir anlam kümesine sahip olmuştur. Diğer bir ifadeyle Cumhuriyet Türkiye‟sinde homojen bir yapıya sahip olmayan bu düşüncenin mensupları, görüşlerinin ve hareketlerinin istikametinde farklı terimlerle nitelenmişler, İslamcılık ise şemsiye bir terim olarak bütün hareket ve akımları içine alan niteliğini korumuştur.


  • Kur’an Bize Ne Söylüyor?

    Kur’an Bize Ne Söylüyor?

    Yaratıcımız olarak Dünya ve Ahirette üzerimizde hak ve tasarruf sahibi olan Yüce Allâhı tanıtır. Sahibi olduğu herkesi kapsayan, hiçbir ayırım yapmayan TEK DİN OLAN İSLÂM DİNİNİN Kadın Erkek herkes için geçerli, herkesin kolaylıkla yerine getirebileceği TEMEL İNANÇ İLKELERİNİ içerir. Yüce Allâhın sadece kendisine ait KUTSALLIK NİTELİKLERİNİ en iyi en güzel tanımlayan İsimleri ile kısmen donattığı, Akıl verip, doğruyu yanlışı ayırabilecek yeti sahibi yaptığı İnsanın yaratılıştan başlayarak iyi ve kötü ders alınacak davranışlarından örnekler verir.


  • Kültür ve Medeniyet Kavramları – Prof. Dr. İbrahim Arslanoğlu

    Kültür ve Medeniyet Kavramları – Prof. Dr. İbrahim Arslanoğlu

    Bilindiği gibi Kültür ve medeniyet kavramları bize batıdan ithal edilmesine rağmen ülkemizdeki kültür sorunlarını çözememiştir. Asıl sorun belki de irfanımızdan uzaklaşmış olmamızdadır. İrfan gerçek anlamda insan olmaktır. Bu insanın özelliği, Mevlana, Yunus ve Hacı Bektaş Veli gibi olgun insandır. Bu insan alandan çok veren, kendisinden çok toplumunu düşünen ve gerektiğinde toplumu için kendisini feda edebilen, maddi çıkardan çok ülkesini düşünen, kendisine kötülük yapan insana bile iyilikle karşılık verip onu sevebilen insan tipi olsa gerektir.


  • Hâl-î Pûr Melâlîmiz Veya Aynamız

    Hâl-î Pûr Melâlîmiz Veya Aynamız

    Modernleşen, ilerleyen dünya, bireyi kendi iç dünyasından uzaklaştırırken aynı zamanda en büyük zararı onun maneviyatına veriyor. Bu çağ, maddi hazları ön planda tutan bir çağ. Bu maddi hazlar, kalbimizin üzerini kaplayan dikenler gibi; kalbimize ulaşmamız, İslam’ı hak ettiği gibi yaşamamız, yansıtmamız konusunda bize engel olmakta. Yani “hüsranda”yız.


  • Kapalılık Üzerine

    Kapalılık Üzerine

    Toplumlar, varlıklarını “denge” üzerinde devam ettirirler. Aşırılıkların her türlüsü, toplumun dokusuna bir şekilde zarar verir. Sağlıklı bir toplum yapısı ancak “denge” üzerinde kurulur. Dünya üzerinde bütün toplumlar, kendi kültürel süreçlerine uygun bir denge oluştururlar ve bunun üzerinde varlıklarını güçlendirerek devam ettirirler. Bunun çağımızdaki en yaygın örneği Japonya gibi duruyor. Bizde de, fiili olarak sağlayamasak da, “denge” her zaman hayati bir mesele olarak görülmüştür.


  • Vatan Yahut Kaygı

    Vatan Yahut Kaygı

    Tarihin her döneminde farklı içeriklerle karşımız çıksa da, yurtseverlik, bünyesinde bulunulan politik yapılanmanın sağladığı özgür yaşam tarzına ve bu yaşam dolayımında söz konusu politik yapılanmaya duyulan bağlılığı ifade eder. George Orwell’a göre, doğası gereği hem askeri anlamda hem de kültürel anlamda savunmacı olan yurtseverlik, güç elde etme arzusu ile dopdolu olan milliyetçilikten farklıdır. Yurtsever kendisine özgür bir yaşam sağlayan vatanına şefkat ve merhamet duyguları ile bağlıyken, milliyetçinin bağlılığı tinsel bir bağlanımdır.


  • Tarihin Dayanılmaz Ağırlığı – Prof. Dr. Teoman Duralı

    Tarihin Dayanılmaz Ağırlığı – Prof. Dr. Teoman Duralı

    İnsan, hem canlı hem de kültür varlığı olarak geçmişin ürünüdür. Avami siyasi bir söze başvurursak, insan, hem doğal, hem toplumsal kalıtımı bakımından ‘gerici’dir. Doğal kalıtımı cihetiyle anne-babası yoluyla en eski canlılara, çekirdeksiz hücrelere; başta dil gelmek üzre, kültürtoplum mirası vechesiyle ise, yaşadığı günden çok öncelere geri gider. Ne var ki, aynı zamada ‘ilerici ‘dir de. Zira her anne-babanın çocuğu, ebeveynine birtakım iç -gen etik- ile dış -tip- özellikleri bakımından benzemekle birlikte farklıdır. Bu, kültür-toplum düzleminde de böyledir. Nesiller, birbirlerine bazı değerleri aktarırlar: Gelenekler. Ancak, her nesil, kendi değerler hazinesinde -: Görenekler- irili ufaklı değişiklikler yaparak birtakım kültür unsurlarını sonrakisine devreder.