Son Gönderiler


  • Bu huyundan vazgeç ey Ankara!

    Bu huyundan vazgeç ey Ankara!

    Son günlerde meşhur adıyla “İstanbul Sözleşmesi”, resmi adıyla “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin dayatmaları gündemde… Görünüşte son derece masum olan bu sözleşme, 11.05.2011’de İstanbul’da imza altına alınıyor. Konsey üyesi ülkeler konuyu gündemlerine bile almazken, Türkiye 12.03.2012’de apar topar onaylayarak ‘ilk kabul eden ülke’ unvanını alıyor. Daha tüm taraf ülkeler onaylamayı tamamlamazken, Türkiye onayın hemen ardından yaptığı düzenlemelerle ülke tarihinde görülmemiş bir tartışma, kargaşa ve cinayetler zincirinin içine düşer.



  • Kölelik ve Osmanlı’daki tarihsel kökleri

    Kölelik ve Osmanlı’daki tarihsel kökleri

    Karlofça Anlaşmasıyla birlikte Osmanlı’daki savaş esirleri uygulamalarının aldığı yeni şekli çözümlemelerine konu edinen Fatma Sel Turhan’ın çalışması, Türkiye’nin gerek siyasal modernleşmesinin gerekse toplumsal yenilenmesinin tarihsel kökleri üzerindeki uluslararası etkilere dair birçok ipucuna ulaşmamızı mümkün kılıyor.


  • Gök medeniyeti Göbeklitepe

    Gök medeniyeti Göbeklitepe

    Göbeklitepe kazılarından, insanların bundan 12 bin yıl önce gök hesapları yaptıklarını ve bunları simgelere indirgeyerek üç boyutlu metinler/mekanlar oluşturduklarını anlıyoruz. Bunları Göbeklitepe insanları mı oluşturdu yoksa daha eski başka insanlardan mı ödünç aldılar? Bu simgeselleştirmenin başlangıcını ne kadar eskiye götürülebiliriz? Bunlar heyecan verici sorular.


  • Sağlam yürümek için

    Sağlam yürümek için

    Rakamın ve reklamın konuştuğu bu çağda, yalnızca edebiyatın, siyasetin, ticaretin peşinde olamayız. Ben sanatıma, kazancıma yahut oy oranıma bakarım diyemeyiz. Evvela bir şahsiyet olarak temayüz etmeliyiz. Önce şahsiyet, hemen ardından meziyet.


  • 10 Soruda patlamış mısır çatlağı

    10 Soruda patlamış mısır çatlağı

    Mars Group ile yapımcılar arasında patlayan mısır tartışması geçen haftanın en çok tartışılan konularının başına yerleşti. Biz de ‘kampanyalı bilet’ sebebiyle yaşanan tartışmayı mercek altına aldık. Sinema sektörü ile sinama yapımcılarını karşı karşıya getiren mısır patlağının yanına ‘sinema bileti dayatması’nı sektörün en önemli isimlerinden Yönetmen İsmail Güneş’e sorduk. İşte Güneş’in sektörde kopan fırtınaya dair görüşleri:


  • Kumar cebimize girdi

    Kumar cebimize girdi

    Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) ve Uluslararası Teknolojik, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (UTESAV) tarafından hazırlanan “Kumar ve Türevleri Raporu” gözden kaçırdığımız kumar meselesinin tüm boyutlarına dikkat çekiyor. Türlü yöntemlerle masum gösterilen bu oyunlar, futbol takımları aracılığıyla gençlere aşılanırken kısa mesaj yöntemiyle cep telefonu olan her bireye özendiriliyor. Tüm bu özendirmenin yanında bu oyunları oynayanlara verilen cezalar da çok hafif kalıyor. Caydırıcı olmayan bu cezalar karşısında gençler kolay para kazanma yolu olarak bu oyunlara yöneliyor.


  • Medeniyet Kurucu Bir Felsefe: Ahilik ve Fütüvvet

    Medeniyet Kurucu Bir Felsefe: Ahilik ve Fütüvvet

    Ahi kelimesinin etimolojisinin ne olduğu hususunda muhtelif görüşler ve deliller sunulmuştur. Bazı araştırmacılar Arapça “kardeşim” manasına gelen “ahi”den geldiği hususu üzerinde dururken; bazı araştırmacılar ise Kaşgarlı Mahmut’un “Divan-ı Lügati’t-Türk” adlı eserinde geçen, “eli açık, cömert ve yiğit” gibi anlamlara gelen Türkçe “akı” kelimesinden geldiği görüşünü dile getirmiştir. Ahi kelimesinin tarihî süreç içerisinde aldığı mana, oluşturduğu kavram ve ruhu göz önünde bulundurulunca bu iki kelimenin birbirinden hiçbir farkı olmadığı aşikârdır.


  • Umut Güner kimdir?

    Umut Güner kimdir?

    İstanbul/Tuzla da doğdu, aslen Drama mübadili bir ailenin çocuğudur. İlk, orta ve lise eğitimini doğup büyüdüğü Tuzla’da tamamlamıştır. Üniversite tahsilini ise Balıkesir Üniversitesi Tarih bölümü, ardından Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü ve 29 Mayıs Üniversitesi Felsefe yüksek lisans.


  • Fransızlar Paris’i fethediyor: Fransız kültürünün kozmopolitizmle savaşı

    Fransızlar Paris’i fethediyor: Fransız kültürünün kozmopolitizmle savaşı

    Kozmopolitizmin kalesi Paris’i kurtarmaya gelen taşralıların protestolar için kentin turistik bölgelerini seçmeleri onların Paris’in temsil ettiklerine yabancılığını imlemektedir. İsyankârların diğer kısmını ise eşitlikçi aşırı sol oluşturmaktadır. Konformist kozmopolit sol ise Saint-Germen kafelerinde isyanın gericiliğini ve evrensel değerlere aykırılığını tartışmaktadır.


  • İslâmcı neşriyat ve eski açmazlar

    İslâmcı neşriyat ve eski açmazlar

    Sosyalist çevrelerde Türkiye’de hemen her zaman siyasi ve sosyal hayatın kriminalize edilmesinde başat rol oynayan irtica kavramının sahiplenilmesi, üzerinde düşünülmesi gereken bir ‘ricat’. Eleştirel sol çevrelerin son dönemdeki analizlerine bazı açılardan taban tabana zıt konumda bulundukları sol-Kemalist mirasın motiflerinin dâhil edildiğini ya da en azından onlara da göz kırpılabildiğini tespit edebiliriz.


  • Mezopotamya ve Kaşıkçı olayı

    Mezopotamya ve Kaşıkçı olayı

    Suriye denilen yerde şimdilik Hafız Esad’ın veledi kalsın ama Suudi Arabitan’da İngiliz’in de yalnız bıraktığı; Mısır Sisi ve Katar hadiselerinde kahpeliğin kitabını yazan Yemenli kardeşlerimizin katilleri, PKK finansör destekçileri Hac’da ki ölümlerin, Ankara Kaşıkçı cinayetinin azmettirici failleri baba oğul Selmanlar Devlete Riyaset edemeyecek karakterde zafiyet gösterdikleri için hâl edilmelidirler.



  • Bilinçli bilgi tüketimi

    Bilinçli bilgi tüketimi

    Kırklareli Üniversitesi Pazarlama ve Reklamcılık Bölümü Öğretim Görevlisi Kadir Metin Akbaş, “iletişim obezitesi” adını verdiği “bilinçsiz ve aşırı bilgi tüketim” haline dair bir değerlendirme kaleme alıyor.



  • İslam iktisadı mı, İslam ekonomisi mi?

    İslam iktisadı mı, İslam ekonomisi mi?

    İslam ekonomisi kavramını kullanmak yeni zihin ve yeni iktisat açısından hem yetersiz hem de İslam’ın, Müslümanların ve insanlığın geleceği açısından son derece tehlikeli ve umut kırıcıdır. Bu çerçevede yapılacak iş de açık ve nettir: İslam iktisadı üzerinden yeni bir ekonomi kavramı ve anlayışı geliştirmek.


  • Devletin bozulan ideolojik aygıtları

    Devletin bozulan ideolojik aygıtları

    Hiçbir olay, dünya sisteminin kötüye giden hiçbir değeri, kurumu bizi kendimize getirecek oluşu başlatamıyor. Sistemin ideolojik aygıtlarının bozulması yeni bir oluşa değil krize götürdüğü için bu olaylardan bir ontoloji şimdilik mümkün görünmüyor!