Dört Liralık Çay

Fatıma Karakuzu

ilahiyatci – Yazar

FacebookTwitter

Dört Liralık Çay

Dört Liralık Çay

İnandığımız değerler ve savunduğumuz doğrularla yaşantımız çeliştiğinde çevremizden olumsuz tepki alıyoruz normal olarak; ama farkında olmadan kendimize de büyük zararlar veriyoruz. Mesela inandıklarımızdan ve değer verdiklerimizden uzak düşüyor, karşısında olduğumuz ne varsa bir anda onun içinde buluyoruz kendimizi.

Bakın ne söyleyeceğim, ailemden şimdiye kadar öğrendiklerim içinde belki de hayatımı en fazla kolaylaştıran şey olabildiğince sade yaşamak, yaşantıma uygun davranmak ve beklentilerimi minimum düzeyde tutmak oldu.

Ve ben hiçbir zaman “hayatında bir kere böyle bir şeyin içinde bulunuyorsun, neden şunu şunu ve şunu da yapmıyorsun” diyenleri anlamadım. Ve bu benim tercihim desem bile kimseyi inandıramadım. Her zaman “aa bak içinde kalır sonraaa” dediler.

Evlilik sürecine girdiğimde her genç kız gibi çeyiz çılgınlığı sarmıştı dört bir yanımı. Aman Allahım tüm züccaciyeciler çok çekici görünüyordu gözlerime. O da olsun bu da olsun…

Demek insan doğrulara sahip olsa da bazen aklını çeldiricilere takılıp düşeyazabiliyormuş. Ama bu çeyiz denen illetten kurtulmam uzun sürmedi, hevesimi aldım kısa sürede bu kez saçma sapan şeylere harcadığım para miktarına bakınca şöyle bir aklımı elime alıp inceleme ihtiyacı hissettim. Hangi bağlantılar beni bu hale getirdi acaba diyerek.

İşin esprisi bir yana arkadaşlar şunu söylemem lazım, annem ve babamın anlattığı, “biz evlendiğimizde iki sandalye bir koltuk bir masamız vardı” ile başlayan şu hikayeyle sürüp şu zamana gelen huzuru bekledim ben hep. Biz evlilik düşüncemizi ailemizle ilk paylaştığımızda babam bana dönüp “her ne yaşarsanız yaşayın bu hayatta her şey var, siz yarım ekmeği bölüşüp de yine birbirinize güler yüzünüzü eksik etmezseniz mutlu olursunuz. bunu da katlanmak olarak düşünmeyin, gözünüzü yükseklere dikerseniz o yarım ekmek zehir olur. ama şükretmeyi bilirseniz yarım ekmekten tatlısı olmaz.” demişti. Bunu hiç unutamıyorum.

Maddi düzeyde beklentilerle yola çıkanlar mutlu olamazlar arkadaşlar. Adana’da aylarca iş bulamayıp beklerken, ailelerimizden istemeye çekiniyorken, faturaları ödemek için harçlıklarımızı biriktirip ucu ucuna yetiştirmeye çalıştığımız zamanların üstünden hiç de uzun bi zaman geçmedi. Yine de sıkıntı çektik biz diyemem, çift olarak hayata bakışımız har vurup harman savurmak üzerine değil ki. Babamın sözlerini de hiç unutmadım ve hep aklımın bir köşesinde.

Bunu niye mi anlatıyorum dersiniz?

Ben de bilmiyorum. Sanırım dün ince belli bir bardak çaya “dört tl” verince kendime ait doğrularla azıcık çeliştim.

Vicdanımı rahatlatmaya çalışıyorum.

Fatıma Karakuzu