" Umut Güner " Kategorisi

  • Bir Krizin Anatomisi: İran

    Bir Krizin Anatomisi: İran

    İran da son bir haftadır benzerine daha önce Ortadoğu’da “Arap Baharı”, Türkiye’de ise “Gezi Parkı” olarak rastladığımız ülke içi ve dışı siyasi, sosyal ve ekonomik boyutları olan kitleler eylemler ile çalkalanmaktadır. Özellikle son iki gündür kanlı bir şekle de bürünen bu eylemler İran’ın devlet geleneği ve siyasi hayatı açısından büyük bir tehlike oluşturmaktadır.


  • TRT’de Kimlik Sorunu

    TRT’de Kimlik Sorunu

    1964 tarihinde ilk önce radyo olarak yayın hayatına başlayan TRT, 1968’de ise bünyesine Televizyon yayıncılığını da ekleyerek yayın yelpâzesini genişletmiştir. TRT kuruluşundan bugüne kadar birçok tarihi olaya tanıklık etmiş, bilhassa darbe konuşmaları TRT’den yapılmış, Türk iç ve dış siyasetini yönlendiren son gelişmeler buradan halka duyurulmuştur. Türk devletinin televizyonu olması dolayısı ile de bir çok zaman mevcut siyasetin propaganda aracı olarak kullanılmış, politikada meydana gelen çalkantılardan TRT de bir çok zaman etkilenmiştir.


  • Türk Müslümanlığı ve Türk Dinî Tarihçesi

    Türk Müslümanlığı ve Türk Dinî Tarihçesi

    Türk Müslümanlığı olgusunu ele almadan önce ilk olarak ifâde etmemiz gereken husus bu kavramın sosyolojik bir kavram olduğudur. İslamiyet’in farklı bir formu olarak asla ve asla algılanmamalıdır. Çünkü esas itibarı ile Müslümanlık/İslamlık her şeyi ile tamam olmuş, sabit bir inanışı ifade etmektir. Bu inanışın temel hususları yâni Kur’an kelamı ile sabit ve nettir. Türk Müslümanlığı, Arap Müslümanlığı gibi tanım ve kavramsallaştırmalar yukarıda da ifâde ettiğimiz gibi sosyolojik bir tespittir. Bu tespit birey ve toplumların psikolojileri ve karakterlerinin sosyal, ekonomik ve siyasi olmak üzere belirli şartlar sonucunda oluşturdukları inanç şekillerini tanımlamak için kullanılmaktadır.


  • Kolonizatör Türk Dervişleri

    Kolonizatör Türk Dervişleri

    “Kolanizatör Türk Dervişleri” tâbiri merhum tarihçi üstad Ömer Lütfi Barkan’ın meşhur “Kolanizatör Türk Dervişleri ve Zâviyeler” adlı eseri ile tarih ve sosyoloji literatürüne kazandırılmış bir ifâdedir. Müessese ve Medeniyet ile Osmanlı İktisâdı üzerine ihtisas sahibi olan merhum üstad, kaleme aldığı bu eseri ile bir ufuk açmış ve toplum yâni insan, din ve kültür merkezli sosyal tarih çalışmalarına önemli bir bakış açısı kazandırmıştır. Kolanizatör Dervişler tanımı, özellikle Anadolu ve Balkanlar Türk – İslam tarihinin önemli bir dönemini ve bu dönemde gerçekleştirilen Türkleşme ve İslamlaşma faaliyetlerini tam manası ile açıklayan ve ifade eden bir tanım olmuştur.


  • 16 Nisan Referandum Sonuçları Üzerine Bir Analiz

    16 Nisan Referandum Sonuçları Üzerine Bir Analiz

    “16 Nisan” Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en önemli dönüm ve kırılma noktalarından birisi olarak tarihî kayıtlara geçmiştir. Mevcut küresel sistemin yarattığı siyâset, 15 Temmuz’da tecrübe ettiğimiz “hain darbe kalkışması” ve mevcut iç ve dış siyâsetin neticesinde doğan referandum, çok az bir farkla “evet” lehine sonuçlandı. Sandıktan çıkan sonuç ve referandumun gösterdikleri oldukça mânidar ve önemlidir. Sandıktan çıkan bu sonuç Türk siyâsetinin, zaman içerisinde sonucunu göreceğimiz olumlu ve olumsuz bir çok şeye gebe olduğunun bir göstergesidir. Başta çıkan sonuç evet olduğu için öncelikli olarak “evet” ile vââd edilen “anayasa değişkiliği” Türk iç ve dış siyasetinde yenilikler ve değişiklikler getireceği gibi bunun dışında da referandum sonuçları siyasi partiler açısından da bir çok değişikliği getirecektir


  • Yaratılmış Bir Kompleks “Öteki”

    Yaratılmış Bir Kompleks “Öteki”

    “Fobi” kelimesi lugat mânası itibarı ile: belirli durumlar karşısında insanın kapıldığı korku, baskı ve kaygılı bir psikolojiyi ifade etmektedir. Tarih boyunca insanlar, kendileri için doğal bir tehdit olarak gördükleri ve yarattıkları “Öteki”yi kavram olarak fobi ile nitelendirmişlerdir. Nitekim “fobi” kavramı özellikle psikolojik ve sosyolojik bir çok çalışma ile derinlemesine incelenmiş, sebepleri ve beslendiği kaynaklar anlaşılmak istenmiştir. İnsan toplulukları ve özellikle de bu toplulukların meydana getirmiş oldukları devlet müessesesi tarih boyunca kendi meşruiyetini elde etmek ve kendisine bir hayat alanı yaratmak, özelliklede bu alanı korumak için bir ötekine ihtiyaç duymuş ve ötekini yaratmıştır. Birey ve toplulukların esas itibarı ile yarattıkları öteki genellikle kendi soy, din, kültür ve bilinçten olmayan bir ötekidir.


  • Evrensel Ortak Kültür

    Evrensel Ortak Kültür

    Kültür, esas itibârı ile bir çok farklı tanım ile açıklanılmaya çalışılan bir kavram olsa da, sosyologlar ve kültür bilimciler genellikle kültür kavramı için bir milleti oluşturan maddi ve manevi bütün değerler ile kültür kavramının sınırlarını çizerler. Kültürü oluşturan maddi ve manevi değerler ise, özellikle bir milleti oluşturan bütün dinamikleri kapsamaktadır. Kültürü oluşturan esas unsurlar milletlerin dil, tarih, inanç başta olmak üzere kendi bireysel ve özgün tecrübeleridir. Bu sebeple de yeryüzünde varlık gösteren ve hayat alanı bulmuş her etnik unsurun kültürü özgün ve farklıdır.


  • Teknoloji Medeniyeti ve Kodlama Dersi

    Türk Devleti’nin küresel sistemde dirâyetli ve güçlü bir şekilde var olabilmesi için, bu teknolojik rekâbat ve savaşa geçte olsa dahil olması gerekmektedir. Bir şekilde kendi alt yapımızı oluşturmak zorundayız. Çocuklarımıza erken yaşlarda vereceğimiz “programlama dili” eğitimi, devletimizin geleceği için büyük önem arz etmektedir. Gençlerimizin teknoloji ve teknolojik aletlere olan tutkusu da böylece ulvî bir amaca dönüştürülmüş olacaktır. Teknoloji Çağı’nda, kendi dinamikleri ile güçlü bir Türkiye için gereken en temel gaye, devlet politika ve felsefelerimizden birisi de bu olmalıdır.


  • Hangi Çanakkale?

    Hangi Çanakkale?

    Birinci Cihan Harbi, savaşa giren devletlerin teknolojik varlıkları, cephe sayısının fazla olması, hazırlanış süreci ve savaşın ikâme edilmesi gibi birçok nedenden dolayı Dünya tarihinde yapılan daha önceki bir çok savaştan daha farklı ve önemlidir. Bu harb, önemini harb sonrası oluşan Dünya siyaseti, kurulan yeni devletler ve günümüz siyasetine yön vermesi açısından hâlâ korumaktadır. Nitekim günümüzde, başta Ortadoğu olmak üzere Dünya siyasetinin devam eden bir çok problemi, Birinci Dünya Savaşı’nın bir sonucudur. Nitekim İkinci Dünya Savaşı’nı hazırlayan sebeplerden birisi de Birinci Dünya Savaşı ve sonrasındaki gelişmelerdir.


  • Milli Davamız ve Meselemiz Suriye

    Milli Davamız ve Meselemiz Suriye

    Suriye, daha genel bir coğrafî tanımı ile “Ortadoğu” beşeriyetin varlığı ile beraber tarihî çağlardan itibaren önemli bir merkez olmuştur. Tabiî öncelikle “Ortadoğu” tanımının siyasi bir tanım ve kavram olduğunu belirtmekte fayda var. İngiltere siyasetinin ürünü olan bir kavramdır. İngiliz Üst Aklı’nın yarattığı, içini doldurduğu ve kendi devlet politikalarını inşaâ ettiği bir olgudur. Ortadoğu, Semavi dinlerin varlık alanı bulduğu bir coğrafya olması hasebi ile tarihi süreç içerisinde yeryüzünün en gözde toprakları olagelmiştir. Özellikle de semavi dinlerin merkezi olması, bu topraklara muazzam bir zenginlik ve potansiyel kazandırmıştır.


  • Kitap Tanıtım: Osmanlılarda Lalalık Kurumu

    Kitap Tanıtım: Osmanlılarda Lalalık Kurumu

    “Osmanlılarda Lalalık Kurumu” başlığı ile yayınlanan eser, yazarın ön sözünde bahsettiği üzere 1999 yılında, “Osmanlılarda Lalalık Müessesesi” başlığı ile “Doçentlik Takdim Tezi” olarak hazırlanmış olan eserin tekrardan gözden geçirilip ilaveler yapılarak yayınlanmış halidir.2 Kitap toplamda beş bölümden oluşmakta olup, bundan ziyâde “Sonuç”, “Bibliyografya” ve “Ekler” adlı başlıkları da ihtîva etmektedir.


  • Ahilik ve Fütüvvet Ruhu

    Ahilik ve Fütüvvet Ruhu

    Ahi kelimesinin etimolojisinin ne olduğu hususunda muhtelif görüşler ve deliller sunulmuştur. Bir kısım araştırmacılar Arapça “kardeşim” mânasına gelen “Ahi”den geldiği hususu üzerinde duruken; bir kısım araştırmacılar ise Kaşgarlı Mahmud’un “Divan-ı Lügat’it-Türk” adlı eserinde geçen, “eli açık, cömert ve yiğid” gibi anlamlara gelen Türkçe “Akı” kelimesinden geldiği görüşünü dile getirmişlerdir. Ahi kelimesinin tarihi süreç içerisinde aldığı mâna, oluşturduğu kavram ve ruhu göz önünde bulundurulunca bu iki kelimenin birbirinden hiçbir farkı olmadığı aşikârdır.


  • 28 Şubat FETÖ Darbesi

    28 Şubat FETÖ Darbesi

    FETÖ’nün 28 Şubat sürecinde elde ettiği en büyük menfaat hiç şüphesiz okullarının ve öğrencilerinin sayısının artmasıdır. 28 Şubat’ta eğitim hakkı devlet tarafından engellenen ve ötekileştirilen, birçok acı yaşayan ve mağdur olan muhafazakar aileler çocuklarını malesef dini hassasiyetler ile FETÖ okullarına vermek zorunda kaldılar. Hatta adeta buna mecbur bırakıldılar. Tabiri caiz isi FETÖ’nün kucağına itildiler.


  • Fetö Mensupları “Salağa Yatıyor”

    Fetö Mensupları “Salağa Yatıyor”

    Mâlum şifâhi yâni sözlü kültürün baskın olduğu bir milletin mensuplarıyız. Sözlü kültürün toplumumuzda baskın olmasının siyasi, sosyal ve ekonomik vs gibi muhtelif bir çok sebebi söz konusudur. Tabii bunlar içerisinde en temel faktör hiç şüphesizdir ki, konar göçer bir toplum oluşumuzdur. İşte bu sebepledir ki, bizim toplumumuzun hafızasında, toplumun bireylerinin yaşadığı tecrübelerden çıkardığı bir çok husus mâlumunuzdur ki deyim ve atasözlerimizi yaratmıştır.


  • Amerika Devlet Felsefesi

    ABD esas itibarı ile tarihi ile bütünleşmiş, geleneksel yapısını asla terk etmeyen, menfaatleri her zaman aynı olan bir devlettir. Velhâsılıkelam idealleri ile bir bütündür. İşte ABD’nin var olan bu birlik ve bütünlüğü, ABD’yi 20. Yüzyılın en kazançlı ve lider devleti olarak tarihe kaydettiği gibi; içerisinde bulunduğumuz 21. Yüzyılda da şuanki mevcut küresel sistemde güçlü ve önder bir devlet olarak varlığını sürdürmesini sağlamaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’ne bu gücü ve ruhu veren, başarılı olmasını sağlayan en temel faktör mevcut devlet felsefeleridir.


  • Medeniyet Üretmektir

    Medeniyet Üretmektir

    Medeniyet, Arapça “Medine” yani “Şehir” ile ilgili bir olgudur. Çünkü medeniyet demek üretmek ve sistemleştirme demektir. Medeniyet kurmak ve dinamik bir şekilde devamlılığını sağlamak yâni üretmek ancak yerleşik bir düzen ile mümkündür. Bu nedenle Medeniyet kelimesi Arapça “Şehir” demek olan “Medine”den türemiştir. Şehir ile Medeniyet arasında derûni bir bağ söz konusudur. Her ne kadar atlı ve göçebe kültürünün de oluşturduğu medeniyet unsurları varsa da bunlar çok hakim ve güçlü değildir.


  • Fetö İle Mücadelede İstikrar Sorunu

    Fetö İle Mücadelede İstikrar Sorunu

    Fetullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz’da teşebbüs ettiği hain girişimin üzerinden henüz bir sene bile geçmedi. Geçen zaman içerisinde bu yapılanmanın oluşturduğu tahribat, mevcut yapılarının ne kadar köklü olduğu ve devletin tüm kanallarına ne derece nüfûz ettikleri her geçen gün daha da ortaya çıkmaktadır. Fakat buna rağmen milletin bu hain yapılanmaya olan öfkesi, kini ve tepkisi malesef bir saman alevi gibi parladı ve söndü. 15 Temmuz gecesi ortaya konulan kararlı ve mücadeleci ruh kaybolmaya yüz tuttu.


  • Cahiliye Devrinden Abbasilerin Son Dönemine Kadar Fütüvvet Teşkilatı’nın Gelişimi – Umut Güner

    Cahiliye Devrinden Abbasilerin Son Dönemine Kadar Fütüvvet Teşkilatı’nın Gelişimi – Umut Güner

    Fütüvvet’in nüvesini ifade eden feta ideal tipi köken itibarı ile kadim Arap cahiliyyesine kadar gitmektedir. Özellikle Hz. Peygamber’in yemin ederek katıldığı Hılfu’l-Fudûl adlı yapılanma bu kadim geleneğin aynı zamanda bir numunesidir. Tarihi süreç içerisinde bu köklü geleneğin Kur’an nuzülü ile birlikte de İslâmi kaynaklardan beslenmesi ve sırasıyla Asr-ı Saadet, Hulefa-i Raşidin, Emeviler ve Abbasiler döneminde giderek toplumsal ve siyasal hayatta etkinliğini arttırdığı ve müesseseleştiği görülmektedir. Biz bu makalemizde bu teşkilatın tarihi süreç içerisindeki seyrini ele alacağız ve dini, sosyal ve siyasî yönlerini inceleyeceğiz.


  • MilliAkıl.Com Milletin Hizmetinde

    MilliAkıl.Com Milletin Hizmetinde

    İslam – Türk Medeniyeti’ni tekrardan ihya etmek, üstün değerlerimizi tekrardan kazanabilmek ve güçlü bir Türkiye olabilmek için herkesi milli ruh, milli vicdan, milli bakış ve “Milli Akıl”a dâvet ediyoruz.

    Gelin hep birlikte özümüze ve ruhumuza dönelim.

    Her şeye Milli Aklın önderliğinde bakmak, düşünmek, yorumlamak ve bu minvalde bir siyaset belirlemek için “Bismillah” diyoruz.