" Ali Rıza Özdemir " Kategorisi


  • Türkiye mozaik midir?

    Türkiye mozaik midir?

    Etnik ayrılıkçı çevrelerin ve devşirme aydınların dillerinden düşürmediği bir söylem vardır: Bu söylem; Türkiye’nin etnik bir mozaik olduğu yönündedir. Öncelikle uluslararası ölçülere göre ve etnik sosyoloji açısından bir ülkenin “mozaik“ olarak tanımlanabilmesi için gerekli ölçütü belirtelim. Bir ülkeye mozaik demek için, etnik nüfusun, toplam nüfus içerisindeki payı en az %35 olmalıdır. Hatta bir ülkedeki etnik nüfusun %35 ve daha fazla olması her zaman mozaik topluma işaret etmeyebilir. Etnik bir sorun yaşamayan, hâkim kültür etrafında gönüllü ve tarihsel bir birliğin oluştuğu toplumları nitelendirmede mozaik toplum kavramını kullanmak zordur.


  • Türk’ü Yakmak Mı, Türkü Yakmak Mı?

    Türk’ü Yakmak Mı, Türkü Yakmak Mı?

    Yakın tarihimizde, Muzaffer Sarısözen, M. Ferruh Arsunar, İbrahim Arslanoğlu, Ali Ekber Çiçek, Murat Çobanoğlu ve bunlar gibi onlarcası, bu türküleri bir araya getirdi, topladı ve yok olmaktan kurtardılar. Kimisi ise, yenilerini yazdı, zenginliğimizi arttırdı. Bugün bu türkülerin, bizleri aynı duyguya, aynı ruh iklimine götürdüğünü anlıyorsak, milletimizin harcında türkülerin rolünü de anlıyoruz demektir. Bunun için kıyıda köşede kalanlar da dâhil, yurt genelinde bütün türkülerimiz konunun uzmanlarınca toplanmalı, kayıt altına alınmalı ve değerli ses sanatçılarının marifetiyle milletin ruhuna geri verilmelidir. Türk, duygu birliğini kaybedip ateşlerde yanmadan, türkü yakmaya devam etmelidir. Türk’ü yakmak mı, türkü yakmak mı?


  • Millî Bellek

    Millî Bellek

    Millî bellek, millet olarak var olmanın temelidir. Türk olmanın, Türk kalmanın ve çocuklarımıza güçlü bir miras bırakmanın güvencesidir. Millî belleği kaybetmek ise, ancak Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde yerini almanın bir güvencesi olabilir. Eğer şanslıysanız tabii…


  • Ömer Seyfettin’i Yeniden Okumak

    Ömer Seyfettin’i Yeniden Okumak

    Türk’ün ahlâkının, imanının, kişilik ve kültürünün olmadığı bir atmosferde haddini bilmez sivrisineklerin yetişmesini neden garipsiyoruz ki? Siz, siz olun ve hemen çocuğunuzun kütüphanesine bir Ömer Seyfettin külliyatı ekleyin. Mümkünse Arif Nihat Asya ve Nihat Sami Banarlı da olsun. Ve sizler de mutlaka tekrardan okuyun. Faydası olur.


  • Dede Korkud Destanını Yeniden Okumak

    Dede Korkud Destanını Yeniden Okumak

    Destan kelimesinin orijinal hali “dâsitân”dır ve Farsçada “meşhur hikâye, efsane, kıssa” anlamlarına gelir. İslamiyet sonrasında bu kelimenin “destan” şeklinde Türkçeye geçtiği tahmin edilmektedir. Destanlar, milletlerin hayatında büyük yankılar uyandırmış tarihî, toplumsal (savaş, göç, istilâ gibi) veya doğal (yangın, salgın hastalık, sel, deprem gibi) olayların anlatıldığı, hayal unsurlarıyla süslenmiş eserlerdir. Destanlar, manzum veya mensur olabileceği gibi, Dede Korkut destanlarında olduğu gibi iki türün kullanılmasıyla da oluşabilir.


  • Ayşe Yılmaz Şiiri ve Bir “İyi Şiir” Tahlili

    Ayşe Yılmaz Şiiri ve Bir “İyi Şiir” Tahlili

    İlk gençliğimden itibaren şiir okumak ve “şiir” denilemeyecek bazı kafiyeli cümleler çiziktirmekle birlikte, şairler ve şiirleri hakkında yazmak tarzım olmamıştır. Genelde okur ve geçerim. Şiir, ruhumda iyi bir hatıra bırakmışsa “iyi şiir” dir, değilse sadece “şiir” dir. Bunun bendeki ilk istisnası Fazıl Bayraktar olmuştur. (1) Bugün ise bu isme, yeni birini ekleyeceğim: Ayşe Yılmaz…


  • Kapalılık Üzerine

    Kapalılık Üzerine

    Toplumlar, varlıklarını “denge” üzerinde devam ettirirler. Aşırılıkların her türlüsü, toplumun dokusuna bir şekilde zarar verir. Sağlıklı bir toplum yapısı ancak “denge” üzerinde kurulur. Dünya üzerinde bütün toplumlar, kendi kültürel süreçlerine uygun bir denge oluştururlar ve bunun üzerinde varlıklarını güçlendirerek devam ettirirler. Bunun çağımızdaki en yaygın örneği Japonya gibi duruyor. Bizde de, fiili olarak sağlayamasak da, “denge” her zaman hayati bir mesele olarak görülmüştür.