" Edebiyat " Kategorisi







  • Mitlerinin yörüngesinde ilerleyen Batı siyaseti

    Mitlerinin yörüngesinde ilerleyen Batı siyaseti

    Batı siyasî düşüncesi, ‘devlet’ gerçeğini basit bir organizasyon olarak görmediği için asla kendi mitlerinden kopmadı. Bugün olduğu kadar 100 yıl önce de böyleydi bu. Türkiye ise şu günlerde tarihin yüzlerce yıllık seyri içinde oluşan ‘Türk devlet algısı’nı yeniden hatırlamak durumunda kalıyor. Zira Avrupa, ABD ve Rusya siyaseti, kendi ‘devlet miti’nden asla vazgeçmediğini hiç bu kadar net göstermemişti Türkiye’ye.


  • ‘İzm’lerin değil Cemil Meriç’in fikri mirası

    ‘İzm’lerin değil Cemil Meriç’in fikri mirası

    ‘Bu Ülke’yi Yeniden Düşünmek’ Cemil Meriç’in fikri mirasını farklı açılardan detaylıca irdelemeye, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e ve günümüze kadar uzanan köklü toplumsal, kurumsal, zihinsel değişim ve dönüşümleri onun “görmeyen gözü”nden yorumlamaya çalışıyor.


  • Noraliya.com yayın hayatına başladı

    Noraliya.com yayın hayatına başladı

    Başta kadınlar olmak üzere, sağlık, moda, anne ve çocuk, kültür ve sanat ve mutfak gibi konularda özgün ve kalieli bir sosyal paylaşım platformu olarak noraliya.com yayın hayatına merhaba dedi. Uzman editör kadrosu ile internette alanında yeni bir habercilik anlayışı sunmayı hedefleyen noraliya.com sosyal medyada kadınlar ile ilgili bir çok kirli yayınlara karşı özgün ve kaliteli bir yayın ilkesi ile var olacağını ifade ediyor. 


  • İstiklal Marşı: Söz başka telden, saz başka telden

    İstiklal Marşı: Söz başka telden, saz başka telden

    Kurtuluş Savaşı yıllarında yeni kurulan orduyu ayakta tutmak, ona moral verecek güçleri harekete geçirmek ve halkı işgal güçlerine karşı direnmesi için cesaret vermek için yapılmıştı İstiklal Marşı yarışması. Dönemin Eğitim Bakanı Rıza Nur, “Böyle zamanlarda milletler en güzel milli marşlarını yaparlar” diyerek marş yarışmasını açtırdığını anlatır hatıralarında. Yarışmanın tek şartı, gönderilecek şiirlerin Millî Mücadele ruhunu ifade etmesi olur. Kazanan yarışmacıya beş yüz lira ödül verileceği duyurulur. Beste yarışması daha sonra açılacak ve bu yarışmayı kazanan besteciye de beş yüz lira ödül verilecektir.


  • Düşün-dürten sanat

    Düşün-dürten sanat

    Sanat felsefe değildir elbette; felsefi olması da gerekmez hiçbir şekilde. Temelde, estetik bir faaliyet olmakla birlikte sanat entelektüel, dolayısıyla eleştirel bir işleve de sahiptir ya da sahip olabilir. Aynı zamanda bir entelektüel olan sanatkârdan topluma karşı düşün-dürtme görevini yerine getirmesi beklenir.


  • Cuma Değirmeni

    Cuma Değirmeni

    Prof. Dr. Haldun Eroğlu, Osmanlı İmparatorluğu’nun devlet ve kurumlar tarihi üzerinde çalışmalar yapan bir yazardır. Eserinin bel kemiğini oluşturan nokta da burasıdır. Bununla birlikte akademik çalışmalarında Osmanlı öncesi Türk devletlerindeki devlet ve kurumlar tarihini de ele almaktadır. Bu konuda çok sayıda kitabı, makaleleri ve romanları bulunmaktadır.


  • İstiklâl Marşı ulu orta tartışılamaz

    İstiklâl Marşı ulu orta tartışılamaz

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “En büyük üzüntüm bu emsalsiz marşın hakiki manasını yüreklere nakşedecek bir bestenin yapılamamış olmasıdır. Burada bestekarlara iş düşüyor” sözlerinin ardından başlayan tartışmada konuyu mecrasından çıkarıp farklı noktalara çekmek isteyenlere dikkat çekiyor.


  • Türk Romanında Batılılaşma ve Müzikalite

    Türk Romanında Batılılaşma ve Müzikalite

    Zaman bilinçsizce akıp gidiyor; bazen usul usul akan bir nehir gibi, bazen de etrafı sarsarak yıkıp döken bulanık sel suları gibi. Çekip götürdüklerinin yerine yenilerini getiriyor, gönül mü eğlendiriyor bilmem ama zamanın hızı bizi aynada kendimizden korkar hale getirdi. İşittiğim sesler, sözler, kelimeler; gördüğüm insanlar, davranışlar, hayaller, umutlar, binalar, ağaçlar, ruhuma ram olan toprak kokusu…


  • Tarihte Fütüvvet ve Ahilik Siyasi, Dini, ve Sosyal Yönleriyle – Umut Güner

    Tarihte Fütüvvet ve Ahilik Siyasi, Dini, ve Sosyal Yönleriyle – Umut Güner

    Ahilik, bir Ortaçağ esnaf teşkilâtıydı. Batı’daki lonca teşkilâtının, Türkleştirilmiş ve İslamlaştırılmış bir modeliydi. Aslında, ekonomik bir müessese olarak kurulmuş olsa da, zamanla ekonomik olduğu kadar İslâmî ve insanî renkleri de olan bir müessese mahiyeti kazandı. Ona bu renkleri biz kattık. Nitekim, bu teşkilâtın bir diğer ismi olan “fütüvvet”; cömertlik, eliaçıklık, mertlik, delikanlılık mânâlarına geliyordu. Daha evvelki devirlerde Bizans’ta, Türk-İslâm dünyasında Selçuklularda bulunan bu müessese, Osmanlılarda devam etti. Ancak Batı Avrupa’da tamamen, çalışanların Feodal Bey lehine kontrol ve istismarını hedefleyen bu müessese, Selçuklular ve bilhassa da Osmanlılarda, çalışanların ve tüketicilerin korunmasını hedefliyordu. Dolayısıyla, iktisadî yönüyle bir esnaf teşkilâtı olan Ahilik, manevî yönüyle âdeta bir tarikat gibiydi. Kendisine ait ahlâkî, insanî ve dinî kaideleri vardı. Bu yönüyle de cemiyetin sadece ekonomik gelişimine değil, sosyal, kültürel, insanî ve manevî gelişimine de hizmet ediyordu. Umut Güner’in -Dinî, Siyasî ve Sosyal Yönleriyle- Tarihte Fütüvvet ve Ahilik adlı bu kitabı, Türkiye Selçukluları döneminde Anadolu’nun maddî-manevî yapılanmasını idrak etmeye katkı sağlayacak bir çalışmadır.


  • Türk’ü Yakmak Mı, Türkü Yakmak Mı?

    Türk’ü Yakmak Mı, Türkü Yakmak Mı?

    Yakın tarihimizde, Muzaffer Sarısözen, M. Ferruh Arsunar, İbrahim Arslanoğlu, Ali Ekber Çiçek, Murat Çobanoğlu ve bunlar gibi onlarcası, bu türküleri bir araya getirdi, topladı ve yok olmaktan kurtardılar. Kimisi ise, yenilerini yazdı, zenginliğimizi arttırdı. Bugün bu türkülerin, bizleri aynı duyguya, aynı ruh iklimine götürdüğünü anlıyorsak, milletimizin harcında türkülerin rolünü de anlıyoruz demektir. Bunun için kıyıda köşede kalanlar da dâhil, yurt genelinde bütün türkülerimiz konunun uzmanlarınca toplanmalı, kayıt altına alınmalı ve değerli ses sanatçılarının marifetiyle milletin ruhuna geri verilmelidir. Türk, duygu birliğini kaybedip ateşlerde yanmadan, türkü yakmaya devam etmelidir. Türk’ü yakmak mı, türkü yakmak mı?


  • Etimoloji neler anlatıyor?

    Etimoloji neler anlatıyor?

    Etimoloji, eğlenceli bir uğraş olmasının yanında, cümleleri doğru anlamamızı, bir halkın geçmişine dair müthiş bilgilere şahitlik eden verilere ulaşmamızı sağlayabilir, bir tartışmada delil olabilir yahut nihai delil olmasa da beşeri bilimlerde karşımıza çıkan sorulara cevap ararken tutacağımız yolu gösterebilir. Meşhur “Şiire Gazele” türküsü var, örneğin. “Alışaram, od tutaram, hem yanaram men” dediğinde, Türkiye’deki Türkler bunu alışkanlık kazanmak terkibindeki gibi bildiğimiz “alışmak” olarak anlıyorlar, böyle efkarlanıyorlar.


  • Kaşgarlı Mahmud Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Kaşgarlı Mahmud Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    10. asrın sonlarında veya 11. asrın başlarında Karahanlı idâre merkezi Kâşgar’da veya bazı değerlendirmelere göre o devirdeki adı Ordukent olan, Kâşgar’ın kuzeydoğusundaki Barsgan’da doğmuş büyük Türk dili âlimi. Kendi ifâdesine göre Karahanlı aristokrasisine mensup bir bey soyundan ve muhtemelen Tohsı veya Yağma Türklerinden gelmektedir. Âilesinin uğradığı siyâsî kıyımlar dolayısıyla memleketini terk etmek zorunda kalmış, takrîben 15 sene boyunca Türk coğrafyasında çeşitli Türk boylarının arasında kalıp eseri için malzeme topladıktan sonra Bağdat’a yerleşmiştir.


  • Bir Kültür Hazinesi Dîvânü Lugati’t-Türk

    Bir Kültür Hazinesi Dîvânü Lugati’t-Türk

    Orta Türkçe döneminde Kaşgarlı Mahmud tarafından Bağdat’ta 1072-1077 yılları arasında Araplara Türkçeyi öğretmek amacı ile yazılmış Türkçe-Arapça sözlüktür. Yazarın kelimeleri tanıtırken, içerisinde o kelimenin geçtiği şiir veya atasözlerinden bahsetmesi, kimilerinin bu esere şiir kitabıdır demesine sebep olmuşsada, amacı itibari ile Divanu Lugati’t-Türk bir sözlüktür.Türkçenin bilinen en eski sözlüğü olup, batı Asya yazı Türkçesiyle ilgili var olan en kapsamlı ve önemli dil yapıtıdır.


  • Ömer Seyfettin’i Yeniden Okumak

    Ömer Seyfettin’i Yeniden Okumak

    Türk’ün ahlâkının, imanının, kişilik ve kültürünün olmadığı bir atmosferde haddini bilmez sivrisineklerin yetişmesini neden garipsiyoruz ki? Siz, siz olun ve hemen çocuğunuzun kütüphanesine bir Ömer Seyfettin külliyatı ekleyin. Mümkünse Arif Nihat Asya ve Nihat Sami Banarlı da olsun. Ve sizler de mutlaka tekrardan okuyun. Faydası olur.