Yazarın Yazdığı Makaleler:

  • Din(i) Değiştiriyoruz

    Din(i) Değiştiriyoruz

    Baskıcı ve insanı yorarak hakim olan, katı ve itici din anlayışından “kalbin temiz olsun gerisi önemsiz” diyerek hakim olan, tamamen serbest bırakan ve sanki biraz da ibadet ve bütün kuralların sistemlerinin ortadan kalktığı din anlayışına hızla ilerliyoruz ve geldik galiba… Bu biraz da kendi özeleştirim olacak. Gerçekten kim doğru kim yanlış bunun ortasını bulmak ve anlatmak o kadar zor ki. Söz konusu din olduğunda herkesin isyan edecek bir noktası muhakkak var. Benim de var eminim senin de var. Kadına yönelik sakallı sakallı amcaların söylediği laflara, çocuklarla ilgili yapılan edilen susulanlara, kendini cennetlik ilan eden, biz gibi cehennemliklere(!) cennete gönderen kefen satanlara falan..


  • Önüm Arkam Sağım Solum: Reklam

    Önüm Arkam Sağım Solum: Reklam

    Binlerce beğeni alan fotoğraf karelerinde gerçeği yansıtmayan ne çok şey var. Ve kaçamıyoruz ne yazık ki kaçamıyoruz. Artık bu sanal dünyanın bir parçası olarak sadece bu korku seansının içinde dönüp duruyoruz. Önüm arkam, sağım solum, bana mutluluk vaat eden reklamlarla dolu…


  • Hümeze – Sınırlarımızı Biliyor Muyuz?

    Hümeze – Sınırlarımızı Biliyor Muyuz?

    İlahiyata başladığım seneden itibaren mezun olmamın yaklaştığı şu günlere gelene kadarki dört yıllık süre içerisinde, anneannem beni ne zaman görse bana kısa surelerin anlamını sorar. Ama en çok neyi sorar biliyor musunuz? Hümeze suresi. Ne anlama geliyor ne anlatmak istiyor diye. Bunu neden ısrarla sorduğunu hiç anlamamıştım. Bir tane meal açar manasını okurdum. Ama şunu çok iyi anlamıştım oturup hep beraber bu sureyi iyice anlayana kadar okuyup okutmamız, anladıktan sonra herkese anlatmamız gerekiyor.


  • Bilim ve Sanatı Tüketmek

    Bilim ve Sanatı Tüketmek

    Sinema, ilk ortaya çıktığında halkın eğlencesi olarak görülmüş. Zamanla artan ilgi ve maddi gelir, üzerine daha çok yoğunlaşılmasını sağlamış. Birazcık da bu nedenle sinemanın sanatsal bir değer kazandığını söylüyor bazı sinema tarihi çalışmaları. İnsanların ilgisini ve getirdiği maddi geliri göz önünde bulunduranlar zamanla sanat değeri verdikleri, milyonlara ulaşabilen bu alanı reklam ve propaganda aracı olarak kullanmışlar. Biraz zaman sonra da bunu dikkat çekmeden gizli gizli yapmaya başlamışlar. İzliyorsun ama film izledim sanıyorsun. Şu anda izlediğimiz şeyler film değil, reklam. Yapılması beklenen de sanat değil daha çok reklam, hep reklam.


  • Dört Liralık Çay

    Dört Liralık Çay

    İnandığımız değerler ve savunduğumuz doğrularla yaşantımız çeliştiğinde çevremizden olumsuz tepki alıyoruz normal olarak; ama farkında olmadan kendimize de büyük zararlar veriyoruz. Mesela inandıklarımızdan ve değer verdiklerimizden uzak düşüyor, karşısında olduğumuz ne varsa bir anda onun içinde buluyoruz kendimizi. Bakın ne söyleyeceğim, ailemden şimdiye kadar öğrendiklerim içinde belki de hayatımı en fazla kolaylaştıran şey olabildiğince sade yaşamak, yaşantıma uygun davranmak ve beklentilerimi minimum düzeyde tutmak oldu.


  • Kadın Olmak

    Kadın Olmak

    Kadın olmak aşağılanacak bir şeymiş gibi, erkek olmak yüceltilecek bir şeymiş gibi düşünülüyor. Bizim toplumumuzda hep böyledir de bu zaten. Kadın ağzını açsa ayıplanır..! “Kız gibi olmak” diye bir deyim var, genelde bir erkeğe hakaret anlamında kullanılır. Bir arkadaşım vardı, kız gibi ağlamazdı mesela ne büyük bir meziyet(!) İlkel kabilelerden bu yana, tarih boyunca neredeyse bütün dinlerin yorumlarında kadına kötü sıfatlar verilir. Kadın yüzünden cennetten kovulduğuna inanan dindarlar, kadın eşittir şeytan algısı oluşturdular. Malesef böyle hikayelerle büyüyen nesiller çoğaldı.


  • Çocuk ve Olumsuz Duygular

    Çocuk ve Olumsuz Duygular

    Anne karnındayken başlar bir çocuğun dünya ile olan ilişkisi. Biyolojik anlamda önemli gelişmeler olmakla birlikte duygu ve kişilik dünyasında da gelişmelerin temelleri bu dönemde atılır diyebiliriz. Annesinin hisleri, sözleri, işittikleri dünyaya gözlerini açıncaya kadar onun karakterini şekillendirirken atılan ilk adım olur. Yani çok hassas bir dönemdir bu zamanlar. Artık anne de baba da ve hatta ebeveyn adaylarının çevresindeki insanlar da kendilerindeki olumsuz his ve davranışları bir kenara bırakmaya çalışmalıdırlar. Çünkü bu davranışlar anne aracılığı ile çocuğa aktarılmaktadır.


  • “Merhaba ben Küçük Kara Balık!”

    “Merhaba ben Küçük Kara Balık!”

    “Merhaba ben Küçük Kara Balık!” Demek isterdim. Ama tahmin edeceğiniz üzere ne küçüğüm ne de balığım. Esmerliğimden dolayı kara kısmını eleyemiyorum, oradan yakalamış olabilirim. Her neyse konuya girelim hemen kaybedecek hiç vaktimiz yok artık, küçük kara balık olma zamanı!


  • Kitap Okumanın Zararları(!)

    Kitap Okumanın Zararları(!)

    “Türkiye’de kitap okuma oranları” ile ilgili haberlere neredeyse her zaman rastlamaktayız. Bir takım istatistiksel veriler, ülke olarak okuma alışkanlığımızın olmadığını, düzensizliğini ve yetersizliğini yüzümüze çarparken ve bizler bundan her karşılaşmamızda ciddi şikayetler ederken maalesef durum düzelmemekte, okuma oranları, kitaba bakış ve ilgi hak etmediği kadar düşük seviyelerde kalmaktadır. Bu nedenle özellikle çocuklara kitap okuma alışkanlıklarının kazandırılması için birtakım çalışmalar yapılmaktadır.


  • Millet Olmanın Ruhu

    Millet Olmanın Ruhu

    Millet’in ne olduğu kavramsal olarak kesin bir şekilde açıklanamamıştır. Sözlüklerde genellikle ifade edilen tanım şu şekildedir: “Millet” kelimesi; “m-l-l” kökünden din ve yol manalarına gelmektedir. Mecazi olarak ehl-i millet manasına gelen millet kavramı Kur’an’da “din” (Hac, 22/78) Türkçe’de ise “ulus” ve “topluluk” anlamlarına gelmektedir (Dini Kavramlar Sözlüğü, Diyanet Yay.). Millet (nation) kelimesine verilen bir diğer tanım: “Birbirlerine birtakım bağlar ile bağlanmış insanlardan oluşan topluluk” olmuştur.


  • Anlam Üzerine

    Anlam Üzerine

    “Anlam”ı merkeze alan, yani “anlam kazandırma yoluyla tedavi”yi amaçlayan Logoterapi’nin kurucusu olan Victor Frankl, Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. 1942’de Naziler tarafından ailesi ile birlikte toplama kampına gönderilmiş, ailesinin bir kısmını burada kaybetmiştir. Yine de güçlü kalmayı başaran Frankl, bu kampta, engellerle karşılaşsa da birtakım çalışmalar yapmıştır. Gözlemleri onun için önemli olmuş, eserlerinde ele alacağı farkındalıklar yaşamıştır. Yani bu kamp, Frankl’ın düşünce dünyasında ve akademik hayatında önemli bir yere sahip olmuştu


  • Eski Defter

    Eski Defter

    Lisedeyken aklıma gelenleri yazdığım bir defterim vardı. Kenarından lastikli, kırmızı kaplı ama dayanıksız hemen dağılan bir defterdi. Hemen dağılması ve o dağınık görüntüsü hoşuma da gitmiyor değildi. Genelde yalnız takıldığım için defterimi de yanımda taşırdım, bir şeyler yazardım… Beni çok gaza getirmişler bu konuda. Şiirler yaz, sözler yaz, makaleler yaz diye… Sonra bir hocama göstermiştim yazdığım şiirlerden birini, kadın kısmından şair olmaz demişti. O şiirimden utanmıştım, yok edip ortadan kaldırmıştım.


  • Hâl-î Pûr Melâlîmiz Veya Aynamız

    Hâl-î Pûr Melâlîmiz Veya Aynamız

    Modernleşen, ilerleyen dünya, bireyi kendi iç dünyasından uzaklaştırırken aynı zamanda en büyük zararı onun maneviyatına veriyor. Bu çağ, maddi hazları ön planda tutan bir çağ. Bu maddi hazlar, kalbimizin üzerini kaplayan dikenler gibi; kalbimize ulaşmamız, İslam’ı hak ettiği gibi yaşamamız, yansıtmamız konusunda bize engel olmakta. Yani “hüsranda”yız.