Son Gönderiler

  • Tarihin Kaderi Türk’ün Zafer Ayı

    Tarihin Kaderi Türk’ün Zafer Ayı

    İnsanlık tarihi boyunca bir çok devlet ve toplum başta kendi varoluşları olmak üzere tarihe ad verecek birçok başarılara imza atmışlardır. Muhtelif topluluklar kendi milli vasıflarını tarihi tecrübede elde ettileri kazanımları ile sağlamışlardır. Tarih boyunca yaptıkları onlara ad ve karakter vermiş, onlar da tarihe ad kazandırmışlardır.

    Türkler, bahsini ettiğimiz bu minval üzere tarihleri boyunca ad ve karakter almış, başta kendi tarihleri olmak üzere dünya tarihine ad vermiş bir millet olmuştur. Onların bu vasıfları kendi hayat tecrübeleri sonucunda ürettikleri medeniyet unsurları ve insanlık tarihine doğrudan etkileri ile şekillenmiştir.


  • Modern Eğitimin Kâdim Öncüsü: Nizâmiye Medreseleri

    Modern Eğitimin Kâdim Öncüsü: Nizâmiye Medreseleri

    İnsanoğlunun yaşamı boyunca tecrübî ve teorik olarak edindiği bilgiler eğitim, talîm ve terbiye olarak ifâde edilmiştir. İnsanın varoluş serüveni ve tecrübe kazanımı doğumundan itibâren başlamaktadır. İnsan, ilk eğitimini başta ailesi olmak üzere yaşadığı toplumdan almaktadır. Bunun yanı sıra vatandaşı olduğu hanedan/imparatorluk/devlet veya toplumun müessese olarak tesis ettiği eğitim kurumlarında muhtelif müfredatlar ile eğitilmektedir.



  • Ali Kuşçu’nun Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Ali Kuşçu’nun Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri

    Semerkand’da doğduğu tahmin edilen ve Uluğ Bey’in doğancıbaşısı olduğu için Kuşçu unvanıyla anılan Ali Kuşçu, hem bu büyük hükümdârın hem de Anadolu’dan Molla Fenârî tarafından Semerkand’a yollanan Kadızâde-i Rûmî’nin tedrîsinden geçmiştir. Önemli bir matematikçi ve astronom olan Ali Kuşçu, hâmisi ve hocası Uluğ Bey’in Semerkand Rasathânesi’nin kuruluşunda yer aldığı gibi onun meşhûr zîcine bir şerh yazarak gökyüzü çalışmaları konusunda Doğu ve Batı’da önemli bir kaynak olan bu esere katkı sunmuştur.


  • AKDENİZ’DE SAVAŞ Osmanlı-İspanya Mücadelesi

    AKDENİZ’DE SAVAŞ Osmanlı-İspanya Mücadelesi

    16. yüzyılda denizlerdeki rekabet ne durumdaydı? Osmanlı ve İspanyol donanmaları nasıl seferber ediliyordu? Gemilerin inşasından silahlandırılmasına, tersane faaliyetlerinden donanma görevlilerine nasıl bir süreç işliyordu? Akdeniz’deki Osmanlı ve İspanyol filoları kuvvet olarak ne durumdaydı? Savaşlara yön veren kadırgaların en önemli özellikleri nelerdi? Akdeniz’e dair stratejiler hangi yönde geliştirilmişti? İnebahtı Deniz Savaşı’nın öncesinde ve sonrasında Akdeniz’deki mücadeleler ve savaşlar nasıl ilerlemişti?


  • TÜRK ASKERÎ KÜLTÜRÜ (KUTULU)

    TÜRK ASKERÎ KÜLTÜRÜ (KUTULU)

    Türk askerî tarihi ne zaman başlar? Hun, Kök Türk, Uygur, Karahanlı, Gazneli, Memlûk, Büyük Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde Türk ordusu nasıl bir düzendedir? Orduyla devlet ve orduyla millet arasındaki ünsiyetin kökünde neler vardır? Çağlara yayılan Türk askerî gelenekleri nelerdir? Türk kültüründe at hangi öneme sahiptir? Teşkilat, lojistik, istihbarat faaliyetleri ne şekilde gelişmiştir? Türk askerî kültürünün Batı askerî kültüründen farkları nelerdir? Günümüz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin nasıl bir kültür yapısı vardır? Askerî kültür kapsamında devam eden ve etmeyen özellikler nelerdir? Yerli bir doktrin kapsamında ilk defa ortaya konan “Dört Yön Doktrini” nedir?


  • 15 Temmuz Hain Darbe Girişiminin 3. Yıldönümü

    15 Temmuz Hain Darbe Girişiminin 3. Yıldönümü

    15 Temmuz 2016 tarihinde ülkemiz içerisindeki vatan hainleri ve onların küresel destekçileri tarafından girişilen hain kalkışmanın bugün 3. yıldönümünü doldurmuş bulunmaktayız.

    15 Temmuz küresel aktör ve işbrilikçileri adına tarihe kara bir leke olarak geçerken yüce milletimiz adına destanlaştığımız bir gün olarak geçmiştir.

    Tarihimizde bir çok kez tecelli eden milli birlik ve beraberlik ruhu 15 Temmuz günü tekrardan ihya olmuş, milletimiz ve dirayetli bürokratlarımız tarafından hain girişim engellenmiştir.

    Bu vesile ile 15 Temmuz’un 3. yıldönümünü doldurduğumuz bugün şehit olan asker, polis ve sivil bütün vatandaşlarımıza tekrardan Allah’tan rahmet diliyorum.

    Umut Güner


  • Türkler ve Ruslar neden ittifak yapar?

    Türkler ve Ruslar neden ittifak yapar?

    Step ahalisi olma, uçlara savrulan sosyal karakter, dayanışmacı sosyal bünye, güçlü devlet anlayışına sahip olma gibi benzerlikler bir yana bırakılsa bile, en temel benzerlik olarak Asyalı köklere sahip olmakla Batılılaşmak zorunluluğu arasında yaşanan çelişki ve sosyal ızdırap, Türk ve Rus karakterini yakınlaştırır.


  • Aileyi korumak, kadını da erkeği de korumaktır

    Aileyi korumak, kadını da erkeği de korumaktır

    T.C Medeni Kanun’da, nafakanın ‘süresiz’ olarak talep edilebilmesi 1988 yılında düzenlenmiş; mahkemelerin süresiz olarak hükmetmesi gerektiğine ilişkin amir bir hükme de yer verilmemiştir. Buradan hareketle, mahkemelerin tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına göre bir süre tayin etmesi pekâlâ mümkündür. Çok kısa süren ve evliliğe adapte olamama gibi basitleştirilen boşanma gerekçelerinde sonuç ise hâkimin kanaatindedir.


  • Tarz-ı hayatı, ilm-i siyasetiyle Darwin

    Tarz-ı hayatı, ilm-i siyasetiyle Darwin

    Evrim teorisi, vakti gelmiş bir fikirdi. Darwin olmasa Wallace, o olmasa bir başkası bu teoriyi çerçeveleyecekti zaten. Çünkü pozitivist-materyalist asrın aktığı mecra bunu gerektiriyordu. Evrim, bilimsel bir keşfin fevkinde, kapitalizm ve emperyalizm için varoluşsaldı.


  • Futbol fakirlerin balesidir

    Futbol fakirlerin balesidir

    Bütün kirliliğine rağmen futbolda yine de bir gelecek görüyorum. Alacağımız kupalarla toplum olarak mağlubiyet hissinden kurtulup galip olma hissini yaşayabiliriz. Bu olmuyorsa en azından gençleri, tonlarca vakit ve enerji kaybettikleri, gerçek dünyayla bağlarının koptuğu, sahte ve sanal oyunlardansa hakiki bir şölen olan spor oyunlarına çekmenin yolunu bulmamız gerektiği gerçeği aşikar.


  • Ramazan Tembihnâmeleri

    Ramazan Tembihnâmeleri

    Ramazan ayının teşrifi Müslüman toplum ve mümin gönüllerde tarih boyunca büyük bir heycan ve sevinç ile beklenmekte ve karşılanmıştır. Öyle ki oruç ibadetinin farz kılınması ile birlikte bu İbrahimi gelenek, Hz Peygamber ve sahabenin şahsında başta olmak üzere tüm müslümanların en sevdiği ve teşrifini dört gözle beklediği bir ay olmuştur. Müslüman bireyler ve aileler Ramazan ayının gelişini kendilerine has hazırlıklar ile beklemekte ve bu ayın imani boyutta verimli geçmesi için azami gayret sarfedilmiştir.



  • İbrahim Müteferrika Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    1942’den beri Galata Mevlevîhânesi hazîresinde medfun olan ve yaşadığı devirde Basmacı lakabıyla tanınıp Tercüman İbrâhim Efendi olarak anılmış ve târihlerimizde yaygın olan unvânı, dergâh-ı âlî müte-ferrikalığı vazifesinden gelen, Türk matbaasının kurucusu. Günümüzde Romanya’nın Cluj şehri olan, Erdel’in Koloszvar şehrinde dünyaya geldi. Macaris-tan’da matbaacılık alanında çalışmalarıyla bilinen teslîs karşıtı Unitarius mezhebine mensup bir ilâhi-yat öğrencisi iken Katolik Avusturyalıların baskısı karşısında bir hâmi olarak görülen Türklerin dinine diğer Unitarianlarla topluca geçmiş ve Avusturya karşıtı Tökeli İmre’nin isyânı sırasında Türk ordusu-na sığınmış olması ihtimâli yüksektir.


  • Naima Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    İlk resmî Osmanlı vak’anüvisi ve târihçi Mustafa Naîm, Halep’te doğmuştur ve burada mukîm bir ye-niçeri âilesine mensuptur. Şöhret bulduğu Naîmâ mahlasını, devlet hizmetine girdikten sonra dîvân kâtipliği sırasında almıştır. Halep’te ilk eğitimini alıp İstanbul’a geldikten sonra girdiği memuriyet, Saray-ı Atîk baltacılığıdır. Bir taraftan Beyazıd Camii’nde derslere devam etmiş, 1686’da ise Dîvân-ı Hümâyun kâtipleri arasına girmiştir. Muhtemelen 1702’den önce kendisine vak’anüvislik görevi verilmiştir.


  • Nabi Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    Türk edebiyâtının, 17. asırda yaşamış, asıl adı Yusuf olan ve eserlerinden, ilim yolunun sâliki ünlü bir âile-ye mensup olduğunu öğrendiğimiz Urfa doğumlu büyük şâiri. (IV.) Mehmed’in saltanat döneminde (1648 – 1687) İstanbul’a gelmiş ve Musâhib Bozoklu Mustafa Paşa’nın himâyesiyle dîvân kâtibi olmuş-tur. 1678-79’da hacca giden Nâbî, yolculuğunu Tuhfetü’l Haremeyn adlı eserinde mensur olarak anlatmıştır. Ayrıca Türkçe Dîvân’ının hâricinde, eser-leri arasında, Lehistan’daki Kamaniçe kale şehrinin 1672’deki fethine dâir yazdığı


  • MÜNECCİMBAŞI AHMED DEDE Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    Âilesi Konya Ereğlili olmakla birlikte, muhâcir olarak Rumeli’ye gelmişler ve Ahmed Dede bu vesileyle Selanik’te doğmuştur. İlme düşkünlüğü dolayısıyla burada Mevlevî tarîkatine girip hem tarîkat âdâbını öğrenmiş hem Selanik müftüsünden tefsir ve fıkıh dersleri almıştır. 1654’te İstanbul’a gelip burada da Galata ve Kasımpaşa mevlevihânelerinde eğitim al-mış, 1668’de ise saraya müneccimbaşı ve ondan birkaç sene sonra da pâdişâha musâhib olmuştur.


  • Itri Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    Yahya Kemal’in, “Büyük Itrî’ye eskiler derler, /Bizim öz mûsıkîmizin pîri; /O kadar halkı sevkedip yer yer, /O şafak vaktinin cihangîri, /Nice bayramların sabâh erken, /Göğü, top sesleriyle gürlerken, /Söylemiş sal-tanatlı Tekbîr’i” mısrâlarıyla başlayan ve onun Türk mûsıkîsindeki yerini tüm metinlerden güzel ve özlü bir dille terennüm eden şiirinde ifâde ettiği gibi “öz mûskıkîmizin pîri” olan Itrî, sâdece bir hânende ve bestekâr bir mûskıkîşinas


  • VANİ MEHMED EFENDİ Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    Van’ın Hoşap kasabasında dünyaya gelmiş olan ve buna nisbetle Vanî veya Hoşâbî olarak anılan tefsir âlimi, vâiz. Osmanlı fikir ve kültür târihinin yetiştir-diği ve 17. asırda Türk milliyetçiliği bayrağını dalga-landıran büyük şahsiyet. İlk eğitimini Van’da almış, Tebriz, Gence ve Karabağ’da tahsilini sürdürdükten sonra Erzurum’a geçmiştir. 1659 Eylülünde Erzurum Beylerbeyi olarak şehre gelen Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa’nın beğenisini kazanmış, onun sadrâzam olmasıyla birlikte İstanbul’a dâvet edilerek (IV.) Mehmed’in çevresine dâhil olmuştur.


  • Evliya Çelebi Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

    Kendisini “seyyâh-ı âlem ve nedîm-i benî-âdem” olarak tanımlayan, millî kültürümüzün en anıtsal eseri olan büyük boyda on ciltlik ve yaklaşık dört bin say-falık seyâhatnâmesiyle sâdece Türk edebiyâtında değil dünyâ seyâhatnâme literatüründe de haklı bir şöhreti bulunan Evliya Çelebi’nin ne yazık ki gerçek adını bilemiyoruz. Ataları Kütahya’daki Zereğen mahallesinde ikâmet edip, fetihten sonra İstanbul’a yerleşmişlerdir.